Zanka

Çok gariptir ki, mucizelerle hayatın acı gerçekleri en çok deprem anlarında karşılaşır. Oysaki birbirinin zıttı iki kavramdır yaşam ve ölüm.

                                              

Hayat da öyle değil midir zaten? İki uçta yaşamaz mıyız her an için! İşte deprem gerçeği en fazla yüzleştiğimiz anlardır yaşam ve ölümle… Hele ki bizim coğrafyamızda ise deprem… Ölenlerin sorumlusu neden hep kaderde aranır? Sorun sadece bu doğal afetin kader olarak görülmesinde de değildir. Asıl sorun, depremin sağlam yapılarda yaşayanları öldürmediği gerçeğini gayet iyi idrak eden iktidarların kayıtsızlığıdır. Aslında bu durumu kayıtsızlık olarak tanımlamak çok eksiktir, hatta ‘kayıtsızlık’ çok hafif bir benzetmedir. Şu soruyu sormak gerekir: Deprem normal bir doğa olayı iken bunun afet haline gelmesine neden olan yönetimlerin bu konuda harekete geçmemesinin gerekçesi nedir? İnsan, aklıyla yaşayan ve ne yapıyorsa yapsın aklıyla hareket eden bir varlık olduğuna ve iktidarı oluşturan insanların aklı olduğuna göre bir doğa olayına karşı tedbir alınmayıp deprem için kaynak yaratılmıyorsa, bunun nedeni olsa olsa suç ortaklığıdır. 

Tarihsel olarak depremlere bakacak olursak… İzmir’den bile hissedilen, 18 bin ve belki de daha fazla sayıda vatandaşımızın ölümüne sebep olan 17 Ağustos Kocaeli depreminden itibaren, belli bir derecede büyük olan ve hepsinde can kaybı yaşanmamış olsa da mutlaka tahribat yaratmış olan yaklaşık 35 deprem yaşamışız. Peki 17 Ağustos Depremi, bir ülkenin başına gelebilecek en büyük felalet olduğu halde ve deprem ülkesi olduğumuz bilindiğine göre iktidara gelen hükümet 21 yıldır neden tedbir almamıştır? Bir gün önce Ak Partili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yaptığı konuşmasında yaşanan her felaketin bir ders olduğunu söylemiştir söylemesine de bu dersten çıkardığı ödev nedir acaba? Burada iktidar partisi ve başındaki yetkilinin ödevi ve sorumluluğu, yıkılan konutların yapımına başlamaktan ziyade deprem meydana gelmeden tespiti yapılan yıkılacak binaların acilen boşaltılmasıydı. Ama bu işlem yapılmadı! Yapılmış olsaydı belki de bu depremi ufak hasarlarla atlatmış olacaktık ve 114 yurttaşımız da belki yaşıyor olacaktı. Eğer birileri çürük binalardan yerel yönetimleri sorumlu tutacak olursa bu kocaman bir yalan olur! Çünkü bilinçli her vatandaş, depreme dayanıklı olmayan binaların tespitinin yerel yönetimlerce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na bildirildiğini ama asıl yapılması gereken görevin de binaların boşaltılıp yıkılması olup, onun yerine yenilerinin inşa edilmesinin Belediyelerin görevi olmadığını biliyor. Daha doğrusu yerel yönetimler merkezi yönetimden onay almadıkça bu işi yapamazlar. Gerçekten bu durum yerel yönetimlerin elinde olsa ve yeterli bütçeleri de olsa en azından belli başlı Büyükşehir Belediyelerinin bu işi yapacaklarına eminim. Ama ne yazık ki sistem ve yasalar buna müsaade etmiyor.

Sonuçta İzmir depremi oldu ama bitmedi! Yüz on dört canımız göçüp gitti. Geriye kalansa enkaz, acı ve yitirilenler için dökülen gözyaşları… Geriye kalanlardan bir parça da olsa, devletin yapacağı doğru dürüst bir deprem planı olmayacak mı? Bu acı, diğer depremlerden sonra yaşananlarda olduğu gibi kolay kolay geçmeyecek. Peki asıl sorumluluk sahibi olanlar ne yapacak? “Bu deprem bize ders olsun” diyenler, gün be gün gündemden düşecek deprem haberleri gibi bunu da unutup gidecek mi? Kaynakların hesabı verilmeyecek, deprem vergilerinin nereye harcandığı söylenmeyecek mi? İktidarın başındaki parti ya da kişi, o çürük zemindeki çürük yapıları inşa eden müteahhitlerden çok daha fazla sorumludur. Ve görünen çözümlerle sorunu kapatmaya çalışıyorsa herkesten daha çok suçludur. Gerçek devlet adamı, öncelikle kendi vatandaşının can güvenliğinden sorumludur. Bunun yerine eli Somali’ye ya da herhangi bir başka ülkeye uzanıyorsa… Bu, hesap sorulması gereken bir iştir! Ülkesindeki depremde canını ve malını kaybetmiş olanlara öncelik tanımayan bir hükümet, ne kadar yardım yaparsa yapsın sorunu temelden çözümlemedikçe, depreme suç ortağı olurlar. Unutulmasın, depreme suç ortaklığı yapmak bir insanlık suçudur.

Değerli Zanka okuyucuları,

İzmir Depremi için yazdığım ve depremde kaybettiklerimize ithaf ettiğim şiiri aşağıdaki adreste verdiğim kanalımdan dinleyebilirsiniz. 

https://youtu.be/O17D8OHRSy8

 



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
22