Zanka


Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 208

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 209

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 209


Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 211

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 212

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 213



Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 240

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 241

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 241

Takvimde yılın en uzun gecesi malumdur ama herkesin kendi uzun gecesi yüreğinde saklıdır.

Sevdiğinizi sonsuzluğa uğurladığınız ve bir daha kimseyi öyle sevemeyeceğinizi anladığınız geceden daha uzunu mümkün müdür mesela? Yüreğin kara kutusunda ne kayıplar gizlidir, kim bilir.

KORKAK ŞÖVALYELER ÇAĞI

Kimi, yıllar önce ölen sevgilinin telefon numarasını telefon rehberinden silemezken, kimileri nasıl bir gecede unutabiliyor sevdasını?

Kiminin kucağına kopkoyu bir yalnızlık bırakan gece, kimine neden umursamazlık bahşediyor?

Biten bir aşkın yasını tutmadan bir diğerine nasıl geçiliyor? Kalpler öldürülmüş aşklar mezarlığı, suskun bir kuşun son kanat çırpışı sözler…

Ben bu ödlek, hep kaçak dövüşen çağdan korkuyorum. Kelimeleri de tükettik belki. Herkes herkesi seviyor, sonra arkasına bile bakmadan çekip gidiyor! Klavye şövalyeleri hayatın gerçekleri karşısında, ilk zorlukta sıvışıyor. Eskide kaldı o büyük cümlelerin hakkını veren adamlar ve kadınlar. Devir, ‘özgürlük’ devri. Takılıyoruz canım, niye büyük anlamlar yüklüyorsunuz ki siz şimdi bu ilişkilere?..

KALP KIRIĞININ EDERİ

Eskiden hiç değilse vedaların bir anlamı vardı. İçli bir mektup yazılırdı ki, ömür boyu saklardı mektubu alan. Kalp kırığının bir ederi vardı hatta. Daha merhametli davranırdı hayat ayrılık acısı çekene. Şimdi hayatın bile umurunda değil hiçbir şey.

İnsan değiştikçe değişir dünya. Neye dönüştüğü bize bağlıdır. Nasıl ki aynada insan kendi içinde ne varsa onu görürse, etrafta gördüğümüz her şey de bizim yansımamız. O açlık çeken çocuklar, acı içinde kıvranan kadınlar, duvar dibinde dilenen adamlar, dili susuzluktan sarkmış cılız köpekler… Hepsi bizim eserimiz. Sevgisizliğimizin dünyaya saldığı kötülük dönüp dolaşıp yine sahibini; insanlığı vuruyor.

AŞKA YÜREĞİ YETENLER

Sevdayı bilmeyen bir nesil, başka bir canlının acısını nasıl hissedebilir ki? Sevmek, kendinden başkasının varlığını tanımak demektir. Dahası aşk “Sen mutlu ol yeter” diyebilmektir.

Kurtuluş tek başına gerçekleşmeyecek. Küçümseyip elinizin tersiyle bir kenara attığınız aşkı, tekrar hak ettiği başköşeye koymadan, hiçbir şey değişmeyecek. Dünyayı, aşkı bilen nesiller kurtaracak. Aşka yüreği yetenler, sevdiği için emek sarf edenler; işte farkı onlar yaratacak. Çünkü yeşeren bir aşkı büyütmekle, filizlenen bir ağacı yetiştirmek aslında aynı özden; tutkudan beslenir. Âşıklar gerçeği biliyor. Ve umarım bize de öğretiler.



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
52