Zanka

Bilgen Öniz Kütükoğlu

Facebook Twitter Instagram


Bilgen Öniz Kütükoğlu

Daha çok küçüktüm. Annem kıyafet dolabımı ve oyuncaklarımı düzeltmemi, giymediğim kıyafetleri, kullanmadığım oyuncakları ayırıp verdiği kutulara koymamı istemişti. Zaten evde bayram temizliği var, şimdi ne gerek vardı buna!  “aman anne ya onunla mı uğraşacağım” dediysem de emir büyük yerdendi ve çok netti. Dolabı düzeltip, ayırdığım kıyafetleri ve oyuncakları anneme verdim. Sonra geldi birileri aldı. Benim için iş bitmişti.

Bayram günü geldi. Ben yeni alınan bayramlığımla havalı havalı misafirleri karşılarken, yeniden kapı çaldı. Açtım. O an o küçük dünyam başıma yıkıldı sanki. Gelen misafirlerin benimle aynı yaştaki çocuğunun üzerinde, benim modası geçti diye birkaç defa giyip, sonra annemin verdiği kutuya koyduğum kıyafetler vardı.

O gün yaşadığım duygusal savaş hala aklımda…

Öylece dolapta beklettiğiniz bir kıyafet, bir çocuğun bayram sevinci olabiliyormuş meğer.

Günümüzde siteler, ekonomik düzeye göre ayrışmış mahalleler yoğunlaştığı için bazen ihtiyaç sahiplerini unutuyoruz ya da onlara nasıl ulaşacağımızı bilemiyoruz. Bu konuda özellikle yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerine çok iş düşüyor.

Yazının başlığı da bu amaçla başlatılmış bir kampanyanın adı. Derin doğduktan sonra gördüm ki evde en çok biriken eşyaların başında oyuncaklar geliyor. Çocuklu pek çok evin böyle olduğunu çok iyi biliyorum. Bir süre sonra oyuncaklara hizmet eder bir hal alan anneler genelde “aman bir sürü para verdik belki sonra oynar” deyip, oyuncakları kutulara koyup kaldırıyor. Ama oynamıyorlar. Zaten büyüdükçe daha önceden alınan bir oyuncak onun ilgi alanı olmaktan da çıkıyor. Oyuncaklar, hem evde yer işgal ediyor. Hem de mutsuz mutsuz kutularda öylece bekliyor. Yazık ama!

Oyuncaklar çocuklar oynasın diye varlar. Saklamayın. Oynamıyorsa çocuğunuz bilin ki o oyuncağı gördüğünde sevinçten havalara uçacak bir çocuk var dışarda. Belki de annemin yaptığı gibi “oynamadığın oyuncakları bu kutuya koy, onlarla oynamak isteyen çocuklar var.”  diyebilir paylaşmayı öğrenmesi adına güzel ve okkalı bir deneyim yaşatabilirsiniz çocuğunuza.

Daha önce Derin’i götürdüğüm rehabilitasyon merkezinde anneler olarak böyle bir kampanya düzenlemiştik. Kendi aramızda yaptık ama çok çocuğu sevindirmiş ve kutularda hapis hayatı yaşayan oyuncakları, esaretten kurtarmıştık. Şimdi bu işi biraz daha resmiyete taşıyarak kurucularından olduğum ve aynı zamanda Sosyal Sorumluluk Ve Toplumsal Farkındalık Komisyonu Başkanlığını üstlendiğim Beylikdüzü Sakinleri Derneği ile tüm ilçeye yaymak istiyoruz. Evraklar tamam, gerekli izinler de alındı. Beylikdüzü Kaymakamlığı’nın himayesinde tüm muhtarlıklarında katkı sağlayacağı “Mutsuz Oyuncak Kalmasın” kampanyası bugün itibariyle başladı. Kampanya bir ay boyunca devam edecek.

Eğer Beylikdüzü’nde yaşıyorsanız topladığınız oyuncakları muhtarlığınıza teslim edebilirsiniz.

 “Bilgen bize orası çok uzak biz başka şehirde yaşıyoruz” diyorsanız; sizde bu kampanyayı bir dernekle beraber başlatabilirsiniz ya da bireysel olarak da yapabilirsiniz.

 Toplayın oyuncakları, koyun kutuya… Siz niyetlenin mutlaka sahibi bulunur.

Maksat; çocuklar doyasıya oynasın, çocukluğunu yaşasın ve MUTSUZ OYUNCAK KALMASIN Dünya’da…



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
51