Zanka

myshoesinthecity

Instagram


myshoesinthecity

SELİMİYE

6 yıl önce Mayıs ayında hafta sonu kaçamağı yapmış, Marmaris’e temelli yerleşen teyzemin begonviller arasındaki balkonunda akşam keyfi yapıyordum. Birden bu yaz hafta sonlarını Selimiye’de geçireceğiz deyiverdi. Hafta sonu tatillerini Marmaris’e 45 dakika mesafe uzaklıkta bir Ege köyü olan Selimiye’de geçirmeye karar vermiş ve sezonluk olarak bir köy evi kiralamıştı.

Meyve ağaçları arasında kaybolmuş, minik bir patika ile bir havuzu andıran durgun Selimiye denizine birkaç adımda inilebilen bu köy evinde geçen ilk yazın tadını asla unutamayacağım.

Çocukluğumdan beri giderdik Rumca adı Losta olan Selimiye’ye, o zamanlar kimsenin bilmediği kıpırtısız denizi sebebiyle tekneciler ve Marmaris yerlilerinden başka ziyaretçisi olmayan kendi halinde bir balıkçı köyüydü. Ama güzelliği hep dilden dile anlatılırdı.

Sonraları motor kiralayıp Marmaris çevresini kendi başımıza gezebildiğimiz yıllar geldi, ve kendimizce yaptığımız motor safarilerin yüzme duraklarından biri haline geldi Selimiye.

Ancak açık konuşmak gerekirse Marmaris’in gece hayatı dururken bu sakin köyü konaklamak için pek tercih etmezdik o sıralar. Sonra yaş ilerledi diskolar keyif vermez oldu, deniz kenarı masalarda yakamoz altında kurulan rakı masalarındaki muhabbetin keyfi her türlü eğlencenin önüne geçti. İşte tam o sıralara denk gelmişti teyzemin Selimiye’de ev kiralayışı. O yaz cuma akşamları koştura koştura Sabiha Gökçen Havalimanı’na yetişip Dalaman’a uçuşlarım, sonrasında Marmaris’e ulaşmak için gidilen bir buçuk saatlik yol, Pazarı Pazartesi’ye bağlayan gecelerde hiç uyumadan dönülen İstanbul yolculuklarının yorgunlukları Cumartesi sabahından  Pazar akşamına bu güzel köyde geçirilen iki gün içindi. Ama öyle bir değiyordu ki...

Sonrasında birden Instagramda paylaşılan her karesi Selimiye’nin ününü biraz daha arttırdı. Benim Instagram fotoğraflarımdan görüp soranların sayısı da arttı, her yaz sayısız Selimiye tavsiyesi verir oldum. https://www.instagram.com/myshoesinthecity/?hl=tr

3 yaz önce tavsiyemle Selimiye’ye giden bir arkadaşım tatil dönüşünde arayıp da “hayatımın en mutlu tatillerinden birini geçirdim. Lütfen artık bir yerlerde yaz şu tavsiyelerini” dediğinde küçük bir kıskançlık hissetmedim desem yalan olur. Sonuçta benim cennet köyümdü Selimiye. Ve bugün cennet köyümün güzelliklerini paylaşmak için oturdum bilgisayarın başına.

NEREDE KONAKLANIR?

Nerede konaklanır en çok aldığım soru oluyor. Öncelikle belirtmem gerekiyor ki Selimiye büyük otellerin, her şey dahil konaklamanın kesinlikle olmadığı bir yer. Adı üstünde Selimiye bir köy ve sadece butik otelleri var.

Konaklama önerilerim denizin yanı başını mı yoksa müthiş manzaralı yamaçları mı konaklamak için tercih edersiniz sorusuna verilen cevaba göre değişiklik gösteriyor.

Tercihiniz deniz kenarıysa benim Selimiye’deki en favori otelim Selimiye Mavisi. Begonviller içinde bembeyaz bir butik otel olan Selimiye Mavisi’nin minicik iskelesinden denize girmek odanızdan çıktıktan sonra iki dakikanızı alacaktır. Bir gece önce yakamozlar eşliğinde deniz mahsülleri ziyafeti ve muhabbetle geçmişken sabah mahmurluğunu yataktan kalkıp birkaç adım ötenizdeki durgun, ipeksi Selimiye denizine atlayarak gidermek kesinlikle tadılması gereken bir keyif. Mimarisiyle tam bir Egeli olan Selimiye Mavisi’nde köyün giderek ünlenmesi yüzünden son dakikada yer bulmak pek mümkün olmadığı için rezervasyonunuzu kıştan yapmakta fayda var.

Bir aile işletmesinde konaklamak isteyenler için de Zeytin Otel de gönlüm rahat tavsiye ettiğim yerlerden biri. Önündeki iskelesi, tertemiz odaları, deniz mahsülleri odaklı restoranı, geceleri iskeleye konulan masaları huzur içinde bir tatil geçirmek için birebir. Ama burada en en en çok tavsiye edeceğim şey, ızgara ahtapot bacakları olacak. Aklınızı başınızdan alacak yumuşaklıktaki ahtapotu bir yiyen bir daha unutamıyor, benden söylemesi.

Ve köyün en eskilerinden biri olan Beyaz Güvercin, Selimiye Koyu’nun otellerin çok yoğun olmadığı en uç kısmında yer alıyor. Kocaman yeşillik alanı sebebiyle çocuklu ailelerin sıklıkla tercih ettiği bir otel. Selimiye otellerinin çoğunda olduğu gibi buranın da kendi iskelesi var, ve iskele akşamları bir Ege meyhanesine dönüşüyor.

Gelelim ben denizin dibinde kalmasam da olur diyenlere işte o noktada sadece Selimiye’de değil tüm Türkiye’de en keyif aldığım butik otellerden biri olan Badem Tatil Evi’ni her defasında gözüm kapalı tavsiye ediyorum. Köyün girişinde yolun sol tarafında kalan otel minik bir yamaca kurulu. Yine Selimiye’nin en eskilerinden olan otelin yol seviyesinden  görülmeyen bir de yüzme havuzu var. Benim gibi bir deniz meraklısını bile günbatımında Selimiye Koyu’nu izleyerek yüzme bağımlısı yapacak şekilde tasarlanmış bu havuzun çevresi akşam dinlemeleri için de nefis. Badem Tatil Evi’nin bir diğer güzelliği ise denizden uzak olmasına karşın kendine ait minik bir plajı olması. Bu plaj sayesinde her daim huzur ve sessizlik içinde nefis Selimiye denizinin de tadını çıkarmak mümkün.

Diğer bir manzara oteli bağımlılığım da Kekik Otel. Köyün içine girmeyip Bozburun’a doğru devam ederek ulaşabileceğiniz otel Selimiye’nin nefes kesen manzarasını yaşamak için birebir. Yoga severler için özel etkinliklerin düzenlendiği otelin Dome Stüdyosu yoga, pilates ve nefes çalışmalarını doğa ile iç içe yapmak için ideal. Ancak Kekik Otel’in asıl alametifarikası ise sonsuzluk havuzu. Bu havuzda önünüzde serilen Selimiye Koyu’na batan güneşi izlemek, hayatta kaçırılmaması gereken keyiflerden biri. Bu keyfi tanımlamak için bir arkadaşım “doğaya karışıp sonsuzluk hissini yaşamak gibi” demişti. Ben de kendisine katılıyorum ve imkanınız varsa günü bir kere bile olsa Kekik Otel’de batırın diyorum.

Swan Lake Butik Otel ise sadece 14 yaş üzerindeki misafirleri kabul etme politikası ile romantik bir tatil peşinde olan çiftlerin ve huzur arayışındaki yetişkinlerin favorisi olacaktır. Otel, tümü Selimiye Koyu’nun nefis manzarasına bakan şair isimli sekiz odası, romantik beyaz ağırlıklı dekorasyonu ve begonvillerle çevrili bahçesindeki havuzu ile gönülleri fethediyor. Zaman zaman yemek workshoplarının da düzenlendiği bu cici otel romantikliği ile gönlünüzü çalacaktır, eminim.

NE YENİLİR?

Selimiye denildiğinde yemek için akıllara gelen ilk iki mekan; Sardunya ve Hidayet’in Yeri Deniz Restaurant oluyor.

Sardunya senelerin tecrübesi, değişmeyen mutfak kalitesi ve iskelesi ile özellikle tekne sahiplerinin baş tercihi. Buranın altın renkli kalamar tavasının yanında buz gibi bira içmek ise birçok Selimiye aşığı için bir akşamüzeri ritüeli. Söylemeden geçemeyeceğim Selimiye’de kalamar halkaları restoranlarında servis edilen ithal kalamarlara göre daha küçüktür ve her tabakta kalamarın başı da servis edilir. Bu garip şey nedir demeyin, kendisi kalamarın en lezzetli bölümüdür, herkesten önce kapın ve tadının keyfini çıkarın. Uzun akşam yemekleri içinse taptaze deniz mahsüllerinin eşlik ettiği rakı masaları Sardunya’nın iskelesine yerleştirilmiş masalarda sizleri bekliyor. Ancak fiyatların köy genelinin biraz üstünde olduğunu belirtmeliyim.

Hidayet’in Yeri Deniz Restaurant bütün Türkiye’de en en sevdiğim deniz kenarı mekanlarından birisidir. Günbatımı için iskelesi üzerinde bir masaya rezervasyonunuzu yaptırın. Masanızı mezeler, deniz mahsülleri ile donatın ve Selimiye’nin seyrine doyum olmaz günbatımına karşı kadehlerinizi mutluluğa kaldırın. Masanızda illaki olması gerekenler ise karides güveç, ahtapot bacağı, ızgara kalamar ve sütte levrek. Karideslerin kabuklarıyla hazırlandığı karides güvecinin tadını yıllarca unutamayabilirsiniz.

  

Selimiye’nin Rumca adından, ismini alan Losta Tatlıcısı, keçi sütünden yapılmış doğal dondurmaları, acıbademli keşkülü, haşhaşlı triliçesi ve losta tatlısı ile köyün en çok uğranılan yerlerinden biri.  Losta tatlısı içinde keçi sütünden yapılmış bir çeşit lor peyniri olan bir baklava. Yanında sakızlı keçi sütlü dondurma ile de servis edilen tatlı Selimiye ziyaretçilerinin vazgeçilmezlerinden biri. Ayrıca pastaneden ev yapımı reçeller, çeşit çeşit kurabiye, keçiboynuzu şurubu da alabilirsiniz.

Delikyol Deniz Restaurant, Selimiye köyüne birkaç kilometre uzaklıkta bakir bir koya konumlanmış bir aile işletmesi. Güne kahvaltı servisi ile başlıyorlar. Restoranın arkasındaki kümeslerinde yetiştirdikleri tavukların yumurtaları, mekanın sahipleri tarafından yapılan ev yapımı reçelleri ve her sabah taptaze saçta odun ateşinde pişirilen ekmeği ile serpme kahvaltısını şiddetle önereceğim bir mekan. Kahvaltınız hazırlanırken denize girebileceğiniz gibi kahvaltı edenlere tüm gün boyunca sezlongları kullanmak bedava. Mekan tüm gün boyunca deniz mahsülleri, ızgara ve meze çeşitleri ile yemek servisi veriyor. Akşam olduğunda ise masalar küçük iskeleye taşınıyor ve koyun dinginliği, önce gün batımı sonra denize yansıyan ayışığı eşliğinde büyülü bir ortam yaratıyor.

     

Karadut No.12, köyün iki senelik geçmişe sahip genç ama en şirin cafesi. Ağaçların altında oturup her çektiğiniz kareyi instagram da paylasmak isteyeceğiniz cafenin özellikle tatlı dolabı, ıspanaklı pancarlı balkabaklı eriştesi ve kahvaltısı şimdiden Selimiye klasikleri arasında yerini almış durumda.

Badem Mantı, deniz mahsülleri yemekten sıkıldığınızda yemek yiyebileceğiniz köyün mantıcısı. Birçok mantı çeşidini bulabileceğiniz Badem Mantı’nın asıl süprizi ise anneannelerinin tarifi ile yaptıkları Kayseri usulü etli yaprak sarması.

Beyaz Ev Selimiye, zeytinyağlı Ege usulü ev yemeklerini tadabileceğiniz nefis bir bahçenin içinde hizmet veren minicik bir lokanta. Zeytinyağlı Urla Enginarı dolması, balkabağı çorbası, zeytinyağlı bebek enginar kesinlikle denemeniz gereken yemeklerden birkaçı . Aynı işletmenin bir de keçi sütünden dondurmalar servis eden dondurmacısı bulunmakta.

 

NE YAPILIR?

Selimiye’de koyun dingin denizinde yüzmek, nefis günbatımlarını izlemek, birbirinden lezzetli deniz mahsülleri ve Ege mezelerinin eşlik etiği sofralarda denize karşı rakı içmek dışında kesinlikle ve kesinlikle yapılması gereken aktivitesi ise tekne turu. Dirsekbükü, Amerikan Koyu, Sığliman, Akvaryum Koyu, Cennet Koyu, Koca Ada, Bademli Koy gibi Selimiye çevresindeki cennet koylarda yüzmenizi sağlayacak Selimiye turunu bildiğiniz tekne turlarından ayıran sadece ziyaret edilen koylar değil Selimiye teknelerini işletenlerin aileler olması. Yıllardır sürekli tura çıktığım Şafak Bey 1 teknesi, Sunay Kaptan, eşi ve kızları tarafından işletiliyor. Turun yemeklerini Sunay Kaptan’ın eşi hazırlıyor ve menü ızgara patates,sigara böreği,salata makarna, balık veya köfte, kabak çiçeği dolması, tahin helvası ve karpuzdan oluşuyor. Teknede yüksek sesli müzik de çalınmıyor. Nefis koylarda denize girmek, Marmaris’in yerlisinin elinden çıkmış yemekler yemek ve hoş sohbet eşliğinde huzurlu bir gün geçirmek isterseniz Sunay Kaptan’ı aşağıdaki numaradan arayıp rezervason yapmanız yeterli.

Sunay Kaptan:  0 530 783 48 93



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
32552