Zanka

Prof. Dr. Gazi Özdemir


Prof. Dr. Gazi Özdemir

Bakara-285….Hepsi Allah'a, Ahrete, Meleklerine, kitaplarına ve elçilerine içtenlikle iman ettiler ve "Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmadan, işittik ve uyduk.

Bu ayette, Bakara-177 ve Nisa-136 ncı ayetlerde de belirtilmiş olduğu gibi, imanın şartlarının açıkça 5 olduğu (Allah’a, Meleklere, kitaplara, peygamberlere ve Ahret kastedilerek hesap vermek üzere Allah’ın huzuruna dönüleceği için Ahrete de iman etmek) tekrar vurgulanmakta ve önemli olduğu için dikkat edilmesi istenmektedir. Bu ayetlerde belirtilmemiş olduğu halde Amentü duasında söylenen “Hayır ve şer Allah’tandır” ifadesi asırlardır olduğu gibi, günümüzde de yanlış yorumlanmakta ve insanları tembelliğe, aşırı tevekküle, hatta bir nevi robotlaşmaya götürmektedir. Halbuki “Etki ve tepki prensibi” gereği insan “Ne ekerse, onu biçmekte”, diğer bir ifade ile hayır ve şerre insan kısmen bizzat kendisi neden olmaktadır.

İbrahim-27: Allah, herkesin kendi isteğiyle tercih ettiği iyi ya da kötü şeyi gerçekleştirir.

Fussilet-46. Kim ki Allah ile yapılan anlaşmaya sadık kalır ve salih ameller gerçekleştirirse kendi nefsinin yararınadır. Kim de olumsuz amellerde bulunursa kendi nefsinin zararınadır.

Bakara-253 ncü ayette Allah’ın insanların yapacaklarına doğrudan karışmayıp, alacakları kararlarda onları özgür iradelerine bıraktığı vurgulanmaktadır. Fussilet-46 da ise bu kararlarından dolayı olacak sorumluluklarının da Dünya okulu dersleri olan nefslerine yansıyacağı ve ne ekerlerse onu biçeceklerine dair açıklama da yer almaktadır.  

Bakara-253…..Çünkü Allah dileseydi ve kendilerine karar verme özgürlüğü vermeseydi savaşmazlar ve bir­birlerini öldürmezlerdi. Fakat ne yapmışlarsa Allah'ın kendilerine verdiği öz­gür iradeleri ile yapmışlardır.

Biz beşerler, Dünya öğrencisi Ruh ve insan denilen vücuttan oluşmuşuz ve Ruh’un eğitimi sırasında her an izlenip davranışlarımız değerlendirilmekte, sınavlara tabi tutulmakta ve puanlandırılmaktadır. Yapılan sınavlar nefs derslerimize yönelik yapılmakta ve her an hesaba nefsler çekilmekte ve önce bireysel mahşer, sonra da toplu mahşerde de son hesaba çekilecek olan yine nefsler olacaktır.

Allah’ın koymuş olduğu ezeli, ebedi ve evrensel kurallara göre insana puan durumuna göre uygun olan karşılık olarak ödül, sevinç veya azap verilmektedir.

Dolayısıyla ceza veya ödül, esasında insanın etkisinin bir tepkisidir, yapılanın bir karşılığıdır veya sınav ve tekâmül senaryolarıdır. Başka bir ifade ile yaşam bir nevi kişinin ektiğini biçmesi, çıkardığı sesin, yankı yapması demektir.

Aklını, diğer bir ifade ile akla ilişkin yetenekler olan muhakeme, vicdan, merhametlilik, bilgi sahibi olma ve gayretliliği kullanıp Allah’ın Kur’an’daki muhkem /değişmez ana kuralları vasıtasıyla insanlara bildirdiği kurallarını öğrenip düşünerek ve uygulayarak Allah’a yakınlaşma yoluna yönelenler, bu olumlu yönelişleri nedeniyle, ilahȋ  olumlu kurallara göre yapılan değerlendirme ile uygun konuma gelmiş olurlar. Leyl-12 nci ayette, doğruya yönelmeye niyet ve çaba içinde olan doğruya ulaştırılır açıklaması bunu çok güzel vurgulamaktadır.

Leyl-12: Kuşkusuz, doğruya yöneleni biz doğru yola yöneltiriz.

Bu uygun konumları sayesinde de beşerler, dolayısıyla da öğrenci Ruh’lar, Allah’ın tüm kâinatı kuşatan Allah Kaynaklı saf enerjisinden olumlu olanlarına muhatap olurlar. Böylece kişinin imanına yönelik olumluluk yönü artar, doğru yola yönelişi daha da pekişir. Kur’an’da “Hayr (iyilik, güzellik, olumluluk, huzur, işlerin rast gidişi vs) Allah’tandır” ifadesi böylece gerçekleşmiş olur. Ancak bu olumluluk halinin gerçekleşmesi, Allah tarafından ezelde konmuş olan “Evrensel ve ilahȋ  yasalar”a göre olumlu iman ve Salih /yaratılanlara faydalı işler gerçekleştirme sonucunda hak etmiş olması nedeniyle o kişiye uygun görülen dünyevi takdirdir. Yani aklını kullanarak yaptığı seçim sonucu gerçekleştirdiği olumlu amelinin sonucu elde etmiş olduğu puana göre, Allah tarafından ezelde belirlenmiş olan, uygun gelen olumluluk enerjisine muhatap olmaya hak kazanmış olmakta ve onu çekmektedir.

Necm-39: İnsan için didinip çalıştığından başka bir şey yoktur.

Buna karşılık aklını ve yeteneklerini kullanmayıp, Kur’an ayetlerini öğrenmeyen ve ayetlerde bildirilen ve Allah’a yakınlaşma yoluna ilişkin kuralları uygulamayıp şeytan yandaşlığı yoluna yönelten düşünce ve davranışları tercih edenler ise yine almış olduğu olumsuz puanına göre, tüm kâinatı kuşatmış olarak dolaşıp duran olumsuz enerjiye muhatap olurlar. Şer sonuçlara yol açacak olan bu olumsuz enerji de Allah tarafından yine ezelde konmuş olan evrensel ve ilâhî yasalar ile yaratılış projesine ters olan bir etkiye sahiptir. Bu etki kötülük, çirkinlik, olumsuzluk, huzursuzluk ve işlerin ters gitmesi gibi sonuçlara yol açacaktır.

Olumlu puanları nedeniyle pozitif enerjisi fazla olan ve puan durumu uygun olana, adaletli bir dağıtımla, hak ettiği olumluluklar, sevindirici durumların verilmesi gibi olumsuz puanlı olana ise, yine adalet prensibi esas alınarak olumsuz bir hak ediş verilmektedir.

Hud-3: Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra da O’na tevbe edin ki sizi belirlenmiş bir süreye (ömrünüzün sonuna) kadar güzel bir şekilde yararlandırsın ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin.

Ancak bizim neyin gerçekte hayr veya şer olduğunu bilmemiz mümkün değildir.

Bakara-216: Siz bir şeyden hoşlanmazsınız; oysa o, hakkınızda hayırlıdır. Olur ki, siz bir şeyi seversiniz; ama o, sizin hakkınızda bir fenalıktır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.  

Benzetme yapacak olursak, bu ilahȋ  merkez veya merkezlerden radyo veya TV yayın merkezleri gibi belirli ve farklı frekanslarda devamlı bir yayın ve enerji sinyalleri dağıtımı vardır.  Ancak bu yayınlar kişilere, sürekli değişen anlık puanlarına göre uygun olmak üzere ulaşmaktadır. Başka bir ifade ile kişinin arınmışlık özelliği ve olumlu veya olumsuz enerji yüküne göre radyo ve TV yayın frekansları gibi uzayda sürekli akıp duran ve ilahȋ  merkezden /lerden kaynaklanan olumlu veya olumsuz (puana uygun olan) enerji çeşidini kendine çekmektedir. Yani kişinin puan durumu olumlu ise, sinir hücresinin zarındaki kanallar gibi, öğrenci Ruh’un olumlu enerji kanalları açılmakta, puan durumu olumsuz ise, olumsuz enerji akışını sağlayacak kanallar açılmakta ve açılan kanallara uygun olacak şekilde Ruh’a pozitif veya negatif enerji akışı gerçekleşmektedir. Böylece kişi, puan durumuna göre sürekli bir şekilde ilahȋ  enerji kanallarının olumlu veya olumsuz katkılarına muhatap olmaktadır. 

Kişisel hak ediş gibi, hak eden ülke veya toplumlara da son verilme veya ödüllendirilme prensibinin, yukarıda belirttiğimiz “Etme bulma Dünyası” olduğu  İsra-16 ncı ayette açıklanmıştır.  

İsra-16: Bir ülkeyi helak etmek istediğimiz zaman oranın zenginlikler verdiğimiz ve şımarmış ileri gelenlerine emrederiz; onlar orada kötülük işlerler /olumsuzluklar sergilemeye başlarlar. Böylece o ülke aleyhine hüküm hak olur! Artık onu yerle bir ederiz.

Dolayısıyla da ilk yaratılış kaderi değil de yaşam kaderini kişi kendi oluşturmuş veya etkilemiş olmaktadır.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz “Hayır önce kuldan sonra Allah’tan, şer ise yine önce kuldan, sonra şeytan’dan, en sonra da Allah’tan”. Tabi Allah’ın onaylaması, kulun puan durumu uygun ise gerçekleştirilmektedir diye düşünüyorum.

Nahl-63 ncü ayete baktığımızda, Şeytan’ın ancak riyakâr ve iman etmeyenlerin dostu, diğer bir ifade ile ancak bu kişileri ikna edebildiği ve bunlara musallat olabileceği görülmektedir.

Nahl-63. Ya Muhammed! Allah'a yemin olsun ki, Senden önceki toplumlara da elçiler gönderdik. Fakat şeytan, kendisine uymuş olanların telkinleri ile o toplumlara yap­tıkları kötülükleri cazip ve kabul edilebilir gösterdi de, yaptırdığı telkinlere kanıp elçilerinin bildirdikle­rine inanmadılar. Nitekim bugün, Senin bildirdiklerine inanma­yanların dostu /velisi yine odur. Şeytan, o gün de, bugün de şirk koşanların, riyakâr ve iman etmeyenlerin dostudur /velisidir. Bu nedenle de ayrıca ona uyup yanlış yola saptıkları için onlara acı bir azap da olacaktır.

Şeytan, olumsuz nefsimizi kullanmak üzere pusuda beklemektedir ve sadece insanların düşüncede uyanan olumsuz nefslerini benimsetmesine müsaade edilmiştir

A’raf-16. İblis de, "Allah'ım, Sana yemin olsun ki bana verdiğin ­süre boyunca, onlar için beni kovduğun insanların nefslerini, sıratın müstakiym /itidal /orta yola uygun aşamaya getirmemeleri, Allah ile yapılan anlaşmaya sadık kalmaya ulaşmamaları ve vahiy kitaplarında bildirdiğin muhkem /değişmez amaç ana hükümlerinden uzaklaşmaları için yolları üzerinde oturup bekleyeceğim”, 17. "Sonra, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından /kuzey taraflarından kendilerine yaklaşacağım. Böylece Sen, onların çoğunu Sana şükreder bulmayacaksın" demişti.

A’raf- Çünkü şeytanı siz göremezsiniz, ama o sizi daima görmekte ve olumsuz nefslerinizle ilgili düşüncelerinizin başlamasını kullanmak üzere pusuda beklemekte ve bu düşüncelerinizi destekleyip sizi kandırmak üzere gözleyip durmaktadır. Biz, şeytanları, inanmayan /iman etmeyen kimselerin dostları /evliyası /velileri yaptık.  

Görüldüğü gibi Şeytan nesli, durup dururken insanlara musallat olan ve kötülük yapan varlıklar değildir. Şeytan, ancak insanda oluşan olumsuz düşünce ve nefs uyanması ile o insan tarafından bir nevi çağırılırsa ve ancak bunun üzerine ona yaklaşıp, olumsuz olan düşünce ve niyetini benimsemesi için fısıltılar /sinyaller göndermeğe başlar.

Bakara-169. Şeytan, olumsuz nefsleriniz olan kötülüğü, çirkinliği ve aşırılığı seçmenizi bekler ve seçiminiz üzerine, hemen fısıltılarına başlayıp hakkında kesin bilginiz olmadığı yakıştırmalarla Allah hakkında konuşmanızı ve Allah’ın adına hükümler koymanızı önerir durur ve sizi kandırmaya çalışır.

İşte, gerçek iman etmiş olanlarda olumsuz düşünceler çok az olacağı ve Allah’ın da desteğini görecekleri için, şeytanın bu yaklaşımı olamayacak veya böyle bir çağırılışı engellenecektir. Bu nedenle de gerçek korkulacak olanın, Allah’ın bu desteğinden mahrum olması olduğu vurgulanmaktadır. Dolayısıyla da gerek düşüncemizde olumsuz bir nefs uyanınca ve gerekse Kur'an okumaya başlarken Euzu Besmele okunması ve olumsuz bir nefsi kullanmasına fırsat verilmemesi istenmektedir

Beşerleri gözlemekte olan şeytan, onların olumsuz nefslerine ait olumsuz bir düşünce oluşmaya başladığında, hemen dikkati çeken bir lamba yanmış gibi bu düşünceyi fark eder etmez, kabul etsinler diye fısıltılarına başlamakta ve onları kandırmaya uğraşmaktadır. Beşer, bu olumsuz düşüncesini kabul edince de, şeytanın kandırmasına uymuş olarak bu olumsuzluğu uygulamaya başlamaktadır. Dolayısıyla da “Şer dediğimiz bir olumsuzluğu, düşünerek önce beşer başlatmakta, şeytan da bu olumsuz düşünceyi destekleyip gerçekleşmesi için onu kandırmakta ve Allah’ın Levh-i Mahfuz’da kaydetmiş oluğu prensiplere göre olumsuz amel gerçekleşmiş olmaktadır” diye bir sonuca varıyoruz.

NOT: NÖVAK Vakfımızın kitaplarının gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplardan alır veya hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: "DİN VE BEYİN", "SON DAVET KUR'AN Tercümesi", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "OKU! Konularına göre Kur'an ayetleri", "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLANA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM”, “KUR’AN VE SON İSLAM” ve “ALLAH İLE ANLAŞMAMIZ VAR”

Bu içeriğe emoji ile tepki ver
3