Zanka

İrem Eres Aycan

Twitter Instagram


İrem Eres Aycan

İnsanlar ölüyor… Evet insanlar hep  ölüyor ama bunlar başka…

4 kardeş… Babasız büyümüşler. Bildiğim kadarını anlatacağım, farklı bir şey yok. Zira bu bir özel haber değil, bir feryat olacak! Babasızlığın insana neler ettiğini bilenler bilir, oraya girmiyorum pek. Anneleri birkaç sene önce ölünce her şey daha kötü  oluyor. Çünkü babasız büyüyen çocuklar için anne daha başka daha sağlam bir şeydir. Dört duvarın arasında psikolojik hastalıklar, parasızlık, kandırılmalar ve muhtemelen bu gergin süreçte kavgalar ağlaşmalar. Sonuç? Hep birlikte ölmek… Madem aynı ananın rahminden aynı eve düştük aynı anda aynı şekilde ölelim diyorlar muhtemelen. Para yok. Huzur yok. Bakkal “lüksleri yoktu peynir ekmek alırlardı” diyor. Bakkalı kınıyorum. Peynir ekmek lüks güzel kardeşim artık, lüks. Tok açın halinden ne anlar derler hep eskiler… Eskiden anlıyorlardı bence. Şimdi anlamıyorlar. Lüks arabalarla lüks lokantalara yemek yemeye gidiyorlar. Ki bunlar 20 sene önce “anlaşılamamaktan” şikayet edenler. 4 kardeş öldü. Öldü be, öldü. Saçma sapan bir ton iddia dönüyor ortalıkta. Ben ise insanlığımın bana verdiği yetkiye dayanarak sebepten emin olduğumu belirtiyor ve açıklıyorum. Anlaşılamamaktan öldüler. Böyle yazılsın otopsi raporlarına. Açlığı, işsizliği, psikolojik hastalığın süründüren etkilerini, babasızlığı, bakkala veresiye yazdırmanın baş eğikliğini bilmeyenler yüzünden öldüler. Anlamaya çalışmadı kimse. Ezbere konuşur insanlar. O kuş kadar beyinleriyle her şeyi bildiklerini zannederler. Bir halt bilmiyorsunuz beynine ekmek banıp da yediklerim, bir halt bilmiyorsunuz! Yaşıyorsunuz işte. Sadece yaşıyorsunuz. Onlar öldüler. Ama sanmayın ki boşuna öldüler. Sanmayın ki sessizce öldüler. Sanmayın ki amaçsız öldüler. Bu dünyaya kocaman bir ah bırakıp öldüler. O ah bize aslında en çok size neler yapar bilmiyorum. Tek bildiğim Antalya’dan gelen intihar haberi sonrası bunların sonunun gelmeyeceği. İnsanlar çocuklarını kardeşlerini aç görmeye dayanamıyorlar. İnsanlar sizin filmlerde izleyip salya sümük ağladığınız şeyleri yaşarken zaten yavaş yavaş ölüyorlar. O yüzden yaptıkları şeyin adı intihar değil… İntihar eden değerli şairimiz Nilgün Marmara “Çok kullanılmış bir zamanın gözlerini kapattım” diyor. İşte o 4 kardeşin yaptığı şeyin tam tarifi: Çok kullanılmış bir zamanın gözlerini kapatmak...

Cahit Zarifoğlu bugünleri görmüş gibi sanki bu iki olaya şahit olmuş gibi şu dizeleri yazmış yıllar evveliyatında:

Az az ölüyoruz her gün. Yağmurdan havadan söz eder gibi, insanın her gün az az öldüğünü görüyorum, her yanda gördüğüm insanların.

Ve yoksulluk da ölüm de her yüzyılda aynı belki de… Öyle olmasa Nilgün Marmara’dan Cahit Zarifoğlu’ndan yüzyıllar önce yaşamış olan Karacaoğlan bu sözleri yazabilir miydi?

Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim kardaşa
Sebep ne gözden akan kanlı yaşa
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karacoğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

 



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
111