Zanka

AKP’li Mehmet Metiner, birkaç gün önce dikkat çeken bir paylaşımda bulunmuştu.

Metiner, söz konusu paylaşımda; Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın askeri başdanışmanı ve SADAT’ın kurucusu Adnan Tanrıverdi’ye tepki göstermişti. Metiner, Tanrıverdi'nin bir programda “Mehdi gelecek. Ortamı buna göre hazırlamalıyız” şeklindeki sözlerini paylaşmıştı. Tanrıverdi’nin yeni videosunda: “Mehdi gelecek. Ortamı buna göre hazırlamalıyız” sözleri vardı. Tanrıverdi, söz konusu videoda; Türkiye'de tartışılan tüm konuların altında kendilerinin olduğunu ve birçok kurumu kaldırıp onların yerine kendi sistemlerini kurduklarını savunuyordu.

Odatv’deki haberi görünce aklıma 2015 yılında yayımlanan Mehdi Mesih kitabımdaki bir konu başlığı, Mehdilik senaryosunda Türkiye ile İran’ın Mehdilik beklentisi ve İslam dünyasındaki liderlik mücadelesi yazım geldi. Söz konusu tespitlerimi Soner Yalçın bey de Sözcü’deki köşesine taşımış ve bir hayli ses getirmişti.

 

İslam dünyasında Mehdilik rekabeti yaşanıyor

Şiilerin ve tüm İslam dünyasının liderliğine aday olan İran İslam Cumhuriyeti'nin son yıllarda Mehdilik politikası güttüğünü görebiliyoruz. Bir haberde İran'ın Mehdilik oyununa dair şunlar yer alıyordu: “İran'ın ruhani lideri Ayetullah Ali Hamaney, yakında Mehdi'nin geleceğini belirterek aralarında Türkiye'nin de yer aldığı İslam ülkelerine "askeri güçleri birleştirme" çağrısında bulundu”

Şii inancında Mehdi’nin dönüşü son derece önemlidir. Mehdi’nin, 1141 yıl önce kaybolan Hz. Ali’nin soyundan gelen on ikinci İmam olduğuna inanılıyor. Samarra’da gözlerden kaybolan Mehdi’nin, İran’ın Kum kentinde ortaya çıkması bekleniyor. Buna göre, Mehdi, İran’ın Kum kentinde ortaya çıkacak. İnanışa göre, Mehdi dünyadaki bütün haksızlıkları yok edecek. Mehdi, yeryüzünde yedi, dokuz veya on dokuz yıl kalacaktır.
Fethullahçıların Zaman gazetesi’nin yazarı Ali Bulaç, İran'ın Mehdi politikasını şöyle değerlendirmişti: "İslam dünyası kendi içinde birleşmek istiyor. İran 1979'dan bu yana ABD'ye karşı savaşarak, İslam dünyasının patronajlığına oynuyor ve kısmen de başarılı. 160-200 milyon arası olduğu düşünülen Şii nüfus üzerinde bir nüfuz kurdu. Bunu da Mehdi ve Mehdiliğe dayandırıyor. Türkiye'yi işin içine katıyor."

İslami Deccal adlı kitabının yazarı Joel Richardson: "Mehdi inancı, daha çok Şii Müslümanlar arasında yaygındır, ancak İran'da Mahmud Ahmedinejad'ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle siyasi bir anlam yüklenmeye başlandı" demiştir.

Nitekim 2008'de Ahmedinejad, İran'ı İmam Mehdi'nin yönettiğini söylemiş, Mollalar Mehdi'nin siyasallaşmasına karşı çıkmıştı. Hatta bir Molla: "Allah korusun, Mehdi'nin hükümetin işlerini desteklediğini söylemek yanlıştır. İmam Mehdi, yüzde 20'lik enflasyonu ya da ülkemizdeki hataları desteklemez" demişti.

Mustafa Özcan 8 Mart 2013 tarihli yazısında, Ahmedinejad'ın Hugo Chavez hakkındaki şaşırtıcı yaklaşımına ve yorumuna dikkat çekmekteydi: "Hürriyet Daily News gazetesinde bir başlık dikkatimi çekti: 'Chavez and Jesus will return together: Ahmadinejad…' Sonra bütün gazetelerde bu haberin farklı detaylarına rastladım. Burada Nejad, haddini aşan bir biçimde Chavez'in Mesih'le birlikte geri döneceğini ileri sürüyor. Beni şaşırtan onun cüreti oldu. Artık Mehdi ve Mesih işlerine ve tayinlerine bakıyor ve kiminle geleceğine ve kiminle gideceğine o karar veriyor!"

İran siyaseti, Mehdi ve Mesihliği kendi çıkarları ve liderliği etrafında şekillendirmek istemektedir, tıpkı Türkiye'deki İslamcı siyasi anlayış gibi.

Halifeliğin Türklere geçişinin 500. Yılı 6 Temmuz 2017 idi. Mehdi ile ilgili hadisleri yorumlayanlara göre ise 1990 ile 2023 yılları Mehdiliğin inşa edileceği 33 yıllık süreçti.

2017 yılı önemlidir. Çünkü Vatikan’a göre DÜNYAYI DÜZENLEME DÖNEMİ 1909’da başlamıştır ve 2017’de tamamlanacaktır. Bu amaca yönelik olarak Gül ve Haç örgütü, MANEVİ CİHAZLANMA CEMİYETİ/ÖRGÜTÜ’nü (MRA, Moral Rearmament) 1929’da İngiltere’de “Oxford Grubu” adıyla kurup gizlice teşkilatlanmıştır. Kurucusu Amerikalı Lüteryen Frank Bushman’dır.

Manevi Cihazlanma teşkilatının İstanbul’daki şubesi olan Asya Kardeşliği 1960 darbesinden önce Menderes’e bir teklifte bulunmuştu.

Projenin adı: “İSTANBUL, DÜNYA DİNLER BAŞKENTİ OLSUN” idi…

Bu amaca yönelik, İstanbul’un Fener semtindeki Rum Ortodoks kilisesi, yani Patrikhane, Vatikan gibi bir statüye kavuşturulup Hristiyanlık merkezi yapılacak…

Yine projeye bağlı olarak Kariye Camii Hilafet merkezi olacak…

Bitmedi… Ayasofya Ortodoks ibadetine açılacaktı…

Anlaşılan Mehdilik inancının sömürüsüne Türkiye’nin de katılması yıllar öncesinde planlanmıştı.

Sözcü gazetesinin 4 Mayıs 2015 tarihli yazısında vurgulandığı gibi AKP lideri Recep Erdoğan Ankara'daki Ak Saray'ı yaptırarak İran'a karşı atak yapmıştır.  Hükümete yakınlığıyla bilinen Haber Seyret sitesi yazarı "Bi Simit" Erdoğan'ın Mehdi'nin gelişine hazırlandığını yazmış, Yeni Akit gazetesi de yazının tamamını internet sayfasından yayınlamıştı.

Saray içindeki "Mehdilik Eyalet Odaları"nın oluşturulması, "Bu oyunda ben de varım!" mesajıdır. Belki ellerinden gelse TBMM'nin manevi şahsında mündemiç (içkin) olan Halifelik/ Hilafet kozu da gizli ajandadan çıkarılacaktır.

Evet Sünni ve Şii mezheplerini temsil eden ülkeler arasında gizliden gizliye bir ezoterik dini lider kavgası yaşanıyor. Bu kavganın bir ucunda Şii İran, diğer ucunda Sünni itikatlı Suudi Arabistan veya Mısır ama son ataklarıyla Türkiye bulunmaktadır.

Evanjelist, yani Yahudi kaynaklarını önceleyen sömürgeci Hristiyan örgütlerin İslam dünyasına empoze ettiği Mehdilik, Mesihlik ve Deccallık gibi ilahi kahraman motifleriyle Müslüman halkların inançları işgal edilmektedir. Ancak sıkıntı süreceğe benzemekte,  saf itikatlı müminleri önümüzdeki günlerde daha birçok maddi manevi felaketler beklemektedir.

Ama en son sözü ne İran ne Saray ne de Adnan Tanrıverdi söyleyecektir.

Son sözün sahibi Allah’ın verdiği en büyük nimet olan Atatürk’ün akıl, bilim ve ahlak üzerine kurduğu medeniyettir.

Şam’daki Emevi Camiinde namaz kılma hayalini seslendirerek ya da Halep’e yakın İdlip’te karargâh kurarak İslamcı algılara “Ben aslında beklediğiniz Mehdi’yim” subliminal mesajını fısıldamaya çalışanlar asla ve asla kazanamayacaktır.

 


Bu içeriğe emoji ile tepki ver
1



Notice: ob_end_flush(): failed to delete and flush buffer. No buffer to delete or flush in /home/zanka/public_html/zanka.com.tr/icerik.php on line 657