Zanka

Avrupa’nın 1 numaralı basketbol organizasyonu EuroLeague’de geçtiğimiz Perşembe akşamı Ataşehir’de bizim için kalp kırıcı bir maç oynandı.

Fenerbahçe Beko, kalesinde yani Ülker Spor ve Etkinlik Salonu’nda Real Madrid’e 65-94 mağlup oldu ve bu sezon 25. maçında 14. mağlubiyetini aldı. Mağlubiyetten yana gösterilen daha doğrusu gösterilemeyen mücadele ve oyun insanlara şunu sordurttu: Bu takıma neler oluyor? Geçtiğimiz 5 sezon üst üste 5 Final Four yapan ve 3 final 1 şampiyonluk kazanan, çok değil geçen sene normal sezonu domine eden ve taraflı tarafsız her basketbol severi kendisine hayran bırakan bu takımın derdi ne? Bu düşüşün sebepleri neler? Buna sebep olan etkenlere bakalım.

Fenerbahçe Beko, kazanırken de kaybederken de beraber hareket eden bir takım olmuştu. Obradovic döneminde bu hep böyleydi. Özellikle geçtiğimiz 3 sezon boyunca Fenerbahçe’yi Avrupa’nın zirvesi haline getiren, EuroLeague’in doğal favorisi yapan, NBA oyuncu fabrikası haline taşıyan bu birliktelikti. Sezona girerken Nicolo Melli, Marko Guduric, Sinan Güler, Tyler Ennis, Erick Green ile yollarını ayıran Fenerbahçe Beko, bu oyuncuların yerlerine Vladimir Stimac, Leo Westermann, Nando De Colo, Derrick Williams, Berkay Candan ile anlaşma sağladı. Sezon ortasında da Vladimir Stimac ayrıldı ve Malcolm Thomas ile James Nunnally kadroya katıldı. Şöyle bir bakınca gidenler her ne kadar değerli olsa da yerlerine gelenler beklentileri daha da yukarıya çekti. Sonuçta giden Guduric gibi yükselen bir değer olsa da yerine gelen isim De Colo’ydu. Avrupa’daki her koçun düşünmeden üzerine takım kurabileceği birisiydi De Colo. Keza Melli yerine gelen isim de 2011 NBA Draft’ının 2 numaralı seçimi olan ve geçtiğimiz sezon Bayern Münih’te iyi bir sezon geçiren Derrick Williams’tı. Gelir gelmez sakatlanan ve sezonu kapatan Ennis ve beklenen etkiyi bir türlü yapamayan Green yerine de belli bir seviyeyi görmüş olan Westermann gelmişti. Ağustos ayında herkesin beklentisi doğal olarak tavan yapmıştı. 2018-19 sezonu yılın en iyi 5’ine seçilen Kostas Sloukas ve aynı zamanda MVP olan Jan Vesely’nin yanında artık De Colo ve D-Will eklenmişti. Bobby Dixon, Gigi Datome, Nikola Kalinic gibi değerli yan parçalar takımda kalmıştı. Herkes sezonun bir an önce başlamasını beklerken ilk darbe fikstürden geldi.

            EuroLeague’in fikstürü sıralı değil ve belli bir oranda dengesiz olabiliyor fakat Fenerbahçe Beko sezona ölüm gibi başlıyordu. Ardı arkası kesilmeyen deplasmanlar, zor maçlar vardı. İlk 10 maçın 7’si dışarıdaydı. Bu 7 deplasman içinde Madrid, Moskova(maalesef Khimki değil CSKA olan Moskova), Barcelona, Tel Aviv, Milano vardı. Diğer 2 deplasman ise kendi evinde coşkulu bir başlangıç yapan Asvel ile sert taraftarıyla baş belası olabilen Kızılyıldız idi. Nitekim Fenerbahçe Beko bu fikstürden ağır yaralı çıktı. Özellikle Barcelona ve CSKA mağlubiyetleri can yakmıştı. Bu 2 maçlarda Obradovic oyuncularından reaksiyon almak adına her şeyi deniyordu. Molalarda duyduklarımıza inanamadık. Ama bir türlü beklenen o reaksiyon gelmedi ve bu zorlu süreç 3 galibiyet 7 mağlubiyet ile geçildi. Barcelona ve CSKA maçlarına ek içerideki Zalgiris maçı çok ağır kaybedilmişti. Sarı-Lacivertliler son 1,5 dakikaya 7 sayı önde girmesine rağmen maçı dramatik şekilde rakibe hediye etmişti. Fenerbahçe Beko, sezon başında ciddi sınavlarında bir bir kaybediyordu.

            Bir diğer etken ise gidenlerin, gelenler yüzünden göz ardı edilmesiydi. Kusursuz hücum ve savunma performansının demir başları olan Guduric ve Melli’nin gidişi aslında Bogdan Bogdanovic ve Ekpe Udoh etkisi yapmalıydı. Ama yerine gelenler De Colo ve D-Will olunca kimse buna dikkat çekmedi. Ben de dâhil! De Colo’nun başta Sloukas olmak üzere takıma ve sisteme adapte olamaması, Williams’ın da Melli’nin görevlerini yapmaktan uzak olması işleyen sisteme darbeyi indirdi. Üzerine Datome’nin, Kalinic’in ve Dixon’ın felaket kötü form durumları eklenince çöküş kaçınılmaz oldu. Geçtiğimiz yılın MVP’si Vesely’nin geçen sezondan miras kalan sakatlığının etkisiyle ağrılar içinde oynaması, çöken sistemde Vesely’nin zayıf yanlarını daha da ortaya çıkardı ve tabuta bir çivi daha çakıldı.

            Tüm bu kötü gidişat devam ederken arka arkaya Ataşehir’de dramatik şekilde kaybedilen Zenit ve Valencia maçları Obradovic’i istifanın eşiğine getirdi. Obradovic’in basın açıklamalarındaki istifa sinyalleri net bir biçimde anlaşılırken belki de taraftarın desteği ve baskısıyla bu istifadan vazgeçildi. Ardından yeni takvim yılına girilmesiyle Nunnally ve Thomas hamleleri takıma olumlu bir etki bırakmıştı. Westermann’ın form tutması, Sloukas’ın dizginleri eline alması, Datome’nin sorumluluktan kaçmaması derken Vesely’nin ağrılarından kurtulması ve MVP olduğu sezon standardına yaklaşma ihtimali umutları arttırmıştı. Ama bu durum ölüm öncesi iyilik halinden farklı değildi. Bu süreçte takım Türkiye Kupası’nı kazansa da bu kupa olumlu bir etki yapamadı. Yukarıya doğru tüm bu tırmanış, 20 Şubat 2020 akşamı Ataşehir’de Real Madrid karşısında dibe çakılmak oldu. Facundo Campazzo ve Walter Tavares tüm dengeleri alt üst ederken Fenerbahçe Beko’nun tüm ayarlarını sıfırladı. Fenerbahçe Beko maçın ikinci devresinde Dixon ve Kalinic ile ayağa kalkmaya çalışsa da Carroll önderliğinde bu direniş çok rahat bastırıldı ve karşılaşma çok rahat Real Madrid galibiyeti ile noktalandı. Real Madrid’in bu maça Anthony Randolph, Jeffery Taylor, Sergio Llull ve Felipe Reyes’ten yoksun çıktığını hatırlatalım. Buna rağmen Real Madrid öyle bir darbe vurdu ki, 2. devre boyunca Pablo Laso mola bile almadı. Obradovic, Fenerbahçe kariyerinde EuroLeague sahnesinde ilk defa kendi evinde bir maçı çift haneli farkla kaybetmişti. Obradovic, belki de kariyerinin en zor maçını geride bırakmıştı.

            Fenerbahçe Beko, buradan kalkabilecek karaktere sahip olsa da 5 yıldır zirvede olan oyuncuların dipten nasıl çıkacakları, çıkmak için ne yapacakları meçhul. Obradovic’in dediği gibi en son umutlar ölür fakat Real Madrid maçında tüm umutlar öldü. 3. çeyrek bitmeden salonu terk eden taraftarları görmek bunun açık bir işareti.

            5 sezondur kesintisiz Final Four yapan ve sürekli zirvede olan bir takım için 1 sezon hem fiziksel hem de zihinsel olarak dinlenmek iyi bir fikir gibi gelse de olan taraftarlara ve zor şartlarda oluşturulan bütçeye oluyor. Hiçbir taraftar, karşılıksız desteklediği takımın savaşmadan teslim bayrağını çekmesini istemez. Sezonun geri kalanında ne olursa olsun ama Obradovic ve öğrencilerine yakışan dik bir şekilde mücadele etmektir. Umarım oyuncular kendilerine yakışanı yaparlar. Ama bu sezon tüm o mağlubiyetlere, aksiliklere, sakatlıklara, sakarlıklara rağmen ilk defa Fenerbahçe Beko adına tünelin sonundaki ışık kayboldu. Maalesef, umutlar öldü.

 

 



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
5



Notice: ob_end_flush(): failed to delete and flush buffer. No buffer to delete or flush in /home/zanka/public_html/zanka.com.tr/icerik.php on line 657