Zanka

Yunan ordusu İzmir’e gelmeden bir gün önceydi. Atatürk (O zamanlar henüz Mustafa Kemal iken) Samsun’a hareket etmeden önce hükümet onun Anadolu’da bazı girişimlerde bulunacağından şüphelenmişti. Bu nedenle Sadrazam Damat Ferit Paşa, 14 Mayıs 1919 akşamı yapacağı çalışmalarla ilgili bilgi vermesi için onu Nişantaşı’ndaki köşküne davet etmişti. Davete Mustafa Kemal Paşa’yla birlikte Harbiye Nazırı Cevat Paşa da katılmıştı. Yemekten sonra düşünceli ve kaygılı olduğu gözlenen Sadrazam, Mustafa Kemal Paşa’ya sordu:

“Paşa, bir harita getirtelim de bize izahat versen. Mesela Samsun havalisinde ne yapacaksınız?”

M. Kemal Paşa kendinden emin bir tavırla, “Efendim İngiliz raporlarında meselenin biraz abartılı olduğuna hükmediyorum. Fakat ne de olsa yerinde yapılacak incelemelerden sonra gereken en iyi tedbirler bulunabilir. Merak buyurmayınız.”

Sadrazam bu cevap üzerine memnuniyet göstermemişti. Kafasında daha büyük bir endişeyi halletmek istercesine heyecanla sordu:

“Pekala, bana kumandanlığınızın kapsadığı bölgeyi gösterir misiniz?”

“Efendim, henüz ben de pek iyi bilmiyorum. Belki takriben şu kadar bir parça” dedi M. Kemal Paşa, haritadaki bazı vilayetleri çizip göstererek.

O ara Cevdet Paşa’yla bakıştılar. Tam da o sırada Cevdet Paşa ilave etti: “Efendim, mıntıkanın önemi yoktur. Zaten nerede kuvvet kaldı ki?”

Cevdet Paşa’ya teşekkür edercesine baktı Paşa. Belli ki son söylenen Sadrazam’ı tatmin etmişti. İkisi Sadrazam’ın yanından ayrıldıktan sonra Cevdet Paşa samimiyetle ve aralarında sır kalacağına dair bir ifadeyle sordu: “Bir şey mi yapmayı düşünüyorsun Kemal?”

“Evet Paşam, bir şey yapacağım.”

“O vakit Allah muvaffak etsin!”

“Amin. Muvaffak olacağız.”

İnanç ve kararlılıkla el sıkışıp ayrıldılar.

 

Bir gün sonra Yunan ordusu İzmir’e girdi. Bir gün önce İzmir Körfezi’ne Yunan filosu demir atarak bir nota ile Türk yetkililerine İzmir istihkamlarının İtilaf Devletleri adına Yunan kuvvetleri tarafından işgal edileceğini bildirmişti. İşte 15 Mayıs sabahı Yunan gemileri Pasaport iskelesine yanaştığında gerçek adı Osman Nevres olan gazeteci Hasan Tahsin silahıyla Kordonboyu’nda bekliyordu. Yunan Efzun Alayı sabah karaya çıkıp şehir merkezine doğru yürüyüşe geçtiğinde Hasan Tahsin, birden Yunan birliğinin önüne çıkarak ateş açtı. Efzun Alayı’nın bayraktarı bu ateş sonucunda ölmüştü. Ancak Hasan Tahsin de Yunan askerlerinin ateşe karşılık vermesi sonucunda orada şehit düştü. İzmir’in işgali Kuvayi Milliye hareketinin alevlenmesinde önemli bir rol oynamış, Hasan Tahsin’in “ilk kurşun” eylemi de Milli Mücadele için bir esin kaynağı olmuştu…

İzmir’in işgalinden bir gün sonra Mustafa Kemal, “Dokuzuncu Ordu Müfettişi” sıfatıyla Samsun’a gitmek üzere İstanbul’dan ayrılmadan önce aynı gün Padişah Vahdettin tarafından kabul edilmişti. Ardından evine giderek annesi ve kız kardeşiyle vedalaşan Atatürk, yola çıkmak için Galata Rıhtımı’na gelmiş ve motorla açıkta bekleyen Bandırma vapuruna geçmişti. Böylelikle kendisiyle beraber müfettişlik kadrosunu teşkil eden 18 subay ve askeri memurla birlikte, 16 Mayıs 1919 gününün akşamüzeri Bandırma vapuruna binerek İstanbul’dan ayrılmıştı. Türk ulusunun bağımsızlığını kazanması yolunda en önemli yolculuk olan Samsun’a yola çıkan vapur, hareketinden kısa bir süre sonra Kız Kulesi açıklarından durdurularak kontrol edilmişti. Yanında bir tercümanla gemiye çıkan İngiliz binbaşının oldukça uzun kalması ve aramanın uzaması biraz endişeye yol açtıysa da, sonunda geminin yola çıkmasına izin verildi. Bandırma vapuru, Boğaz’da demirlemiş düşman zırhlılarının arasından geçerek İstanbul’u terk ederken, Mustafa Kemal Paşa arkadaşlarına şöyle söylemişti:

“Bunlar işte böyle yalnızca demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz Anadolu’ya ne silah ne cephane götürüyoruz. Biz ideali ve imanı götürüyoruz.”      

Bandırma vapuru, fırtınalı denizdeki zorlu yolculuktan sonra 17 Mayıs gecesi İnebolu’ya, 18 Mayıs’ta da Sinop’a ulaşmıştı. M. Kemal Paşa, bir an önce Samsun’a ulaşmak için nasıl da sabırsızlandığını anılarında şöyle anlatmıştır:

“Tek isteğim, Anadolu’ya biran önce ayak basmaktı. Kıyıyı izleye izleye önce Sinop’a vardık. Oradakilerle görüşerek Samsun’a kolaylıkla gidilebilecek yol olup olmadığını soruşturduğumda olmadığını öğrendim. Çok güçlük çekecek, üstelik günlerce yollarda kalacaktık. Bense Samsun’a bir an önce ayak basmak için o kadar acele ediyordum ki, zaman yitirmektense tehlikelere göğüs germeyi yeğ tuttum. Yeni baştan Bandırma vapuruna bindik. Değişmeyen düzenle gezimizi sürdürerek sonunda Samsun Limanı’na vardık.”

                                                                             

*****

 

İşte Atatürk’ün yazdığı Nutuk da, Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcını temsil eden Atatürk’ün Samsun’a ayak basması ile başlar. 1919 yılı 19 Mayıs’ında Samsun’a çıktığında Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu durumu değerlendirirken, Osmanlı ordusunun her yanda zedelenmiş, koşulları ağır bir ateşkes antlaşması imzalandığını belirtmiştir. Yurdu savaşa sürükleyenlerin kendi başlarının kaygısına düşüp yurttan kaçtıklarını, padişah ve halife olan Vahdettin’in kendini ve yalnız tahtını korumak adına alçakça önlemler araştırmakta olduğunu; Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükümetinse güçsüz, onursuz ve korkak bir duruma düştüğünü bildirmiştir.

Evet, ülkenin dört bir yandan kuşatıldığı, ordunun elinden silah ve cephanesi alınmış olduğu bir durumda Milli Mücadele’yi başlatan Mustafa Kemal Paşa, vatanı için kendi canını ikinci plana atmıştır. Dört yılı aşkın bir süre devam eden zorlu koşullarda ve türlü cephelerde devam eden savaşın sonucunda Cumhuriyetimiz kurulmuştur. 19 Mayıs tarihini gençliğe armağan eden ve “Bütün ümidim gençliktedir” diyen Atamın gençliğe hitabesindeki her bir ifadeyi son zamanlarda daha çok hatırlamamız gerekiyor:

“Ey Türk istikbalinin evladı! İşte bu ahval ve şerait içinde dahi, vazifen; Türk istiklal ve cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!”

Bu vesileyle Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ve Milli Mücadele yolunda şehit düşen Mehmetçiklerimizi en içten duygularımla ve şükranla anıyorum. Ruhları şad olsun!

 

 



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
2



Notice: ob_end_flush(): failed to delete and flush buffer. No buffer to delete or flush in /home/zanka/public_html/zanka.com.tr/icerik.php on line 657