Zanka

Esra Serttaş

Twitter


Esra Serttaş

Efendim bilirsiniz; yürek ezmesi, gecenin zifirinde en güzel katıktır kelâma.

Gözlerin feri gitmiş iken, tavana diken diken batan göz bebeklerinde kundaklanır gözün yaşları. Marazın pembesine bürünen yanaklardan akar iken ılık ılık; "Bugün uyumayı hak edecek ne yaptım?"lı suallere cevap arar bir yandan.

Sonra, ruhu etrafa savuran bir akıl ile dalga geçmeye başlar gönül.

Her şeyin en doğrusunu bilenin; her şeyi danıştığı, bu her şeyi bilen yaman varlık, canınıza okur. Çabuk yıkılan bir nıfs ile tutunamazsınız bu hayatta, sağ kalamazsınız dostlarım.

Hal öyle olunca; göğüs kafesinizden kanatlanıp, göğsünüzün göğünde uçan kuşları bir bir zehirler, atarsınız.

Kalbin gıdıklanan köşelerini, tıpkı bir kangrenli uzvu, bir uru gibi kesip atmak gibi…

 

Ne zaman insan sevsem, kendi değerimi biçerim.

Biçtikçe boy verir avuçlarımda başaklar.

Gözyaşım ile sular, şefkatim ile gübrelerim.

Hasat zamanı gelmeden de kimseye ses etmeden gider, kuşlara varımı yoğumu yem ederim.

Sonra, içimden uğurladığım kuşları zehirler; yine içime gömerim.

Hep de unutur, canımın etine diken gibi battıklarında fark ederim.

 

Menbaı dert olan dünyaya sabır gerek.

Dayanmak gerek. Yaprak değil rüzgâr olmak gerek.

Aklı önder kılmak, başına devşirmek gerek.

Acıya, sancıya ihata gerek. Hâle ve vakte şükür, her daim gerek.

Kendinizden başka hiçbir eksiği olmayan size, bir siz gerek.

Başkasızca, uğurlu kuşların göğsünüzün göğünde zehirlenmediği bir yalnızlıkla…

Ve kimsesizce, sizi size yettiren bir gönül ile…

 İşte böylesi çok güzel!

 Hayat devam ediyor. Ne muazzam şey!



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
5