Zanka


Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 208

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 209

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 209


Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 211

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 212

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 213



Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 240

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 241

Notice: Undefined offset: 0 in /var/www/vhosts/zanka.com.tr/httpdocs/icerik.php on line 241

Sesli okunamayan bir kelimeydi altı üstü babam. Fakat kelimelerin gücü kalbin derinliklerinde gösterir kendini. Söylendikçe her bir harfin sesi yükselir, bir çığlık olup yankılanır zihinde. Lakin yanıtı yoktur bazı sözcüklerin, o nedenle dilinizin kıyısına gelmez ne kadar isteseniz de. Bilir ki karşılığı keskin bir suskunluktur. Baba, haykırışlar içindeki yalnızlıktır aslında. Küçücük gözlerimiz onunla ilk buluştuğunda dünyanın ilk sihri değmiş olur yüreğimize. Bir babanın şefkati değişilmez dünyanın hiçbir hazinesiyle, belki de sırf bu nedenle. O bir çift gözün size söyledikleri ya da asla dile getirmeyecekleri belirler yaşamınızın gidişatını. Bu haksızlığa inanamaz insan aklı önceleri. Sonra anlar, baba alın yazısıdır bir çocuk için. Ne yana gitse peşinden gelen, ne kadar silmek istese daha bir okunaklı olan…

İlk aşkın yanılgısı babanın gözlerine benzer, dev bir çukurdur insanı içine hızla çeken. Görülmemiş tüm hesaplar bu aşka saklanır. Evrenin sırrı, gidilmemiş yolların sonu, dokunulmamış yalanlar… Bu nedenle unutmaz insan ilk aşkını. İlk aşk, babaya vedadır bir kız çocuğu için. O vedayı yapamayan, tüketir çabucak sevdasını da, umudunu da.

Babam, kapı aralığındaki dev bir gölgeydi benim için. On yaşında, Beşiktaş’ta hiç bilmediğim bir apartmanın birinci katında ağır ağır açılan demir bir kapının ardında gördüğüm hüzünlü gülümsemeydi babam. Ardından kuğu gibi süzülen, dünyanın ihtişamı uzun sarı saçlarına gizlenmiş gibi heybetli duran bir kadınla… Başka bir kadın, bambaşka bir anlam. On yaşında çabucak anladığım ilk ders, hayat hep o kapı eşiğinde verilen kararlardan ibaret olacaktı benim için. Her kadın gibi, gerçek tek hayalim, babamın sevdiği gibi bir kadın olmaktı belki de. Sevmeyi de, gitmeyi de öğrenmek gerekiyordu aslında.

Hayat, bir eli ne zaman bırakacağınızı bilmekten ibaretmiş

Babam, tutulmamış sözler demek. Hayatla bir başına kavgaya tutuşup ne kadar yenilsen de, diğer yanağını çevirmek demek. Bir gün, bir yerlerde, ondan duyulacak bir sevgi sözcüğüne hasret çekerek geçen ömre isyan edip, sonunda vazgeçmek demek. Kendimi sevmeyi; kalbimde babama veda etmeyi başardıktan sonra öğrendim ben. Sevilmeye değermişim meğer. Benim için de yerle gökleri bir eden birisi olabilirmiş. Bana aşkla bakan sahici gözler, elimi tutup hiç bırakmayacak bir aşk. Dünyanın tüm acımasızlığına rağmen, bana şefkatli bir gülüşle sarılan bir adam. Hayal değilmiş. İçimden, babamın gidişine izin verince, oradaki çukura başka bir aşk yerleşebilirmiş. Hayat, bir eli ne zaman bırakacağınızı bilmekten ibaretmiş. Yaşam, çocukken ezbere bildiğim, büyürken unuttuğum bir oyunmuş meğer.

Üstelik dünyanın yükünü bir babaya yüklemek insafsızlıkmış. Babam aslında başı hiç okşanmayan bir çocukmuş. O yüzden her elini uzatanın sevdasını sahici sanmış. Gerçek bir aşka rastladığında onu yalan bilmesi de bu yüzdenmiş. Babamı hiç kimse aşkla öpmemiş. Babam kendime anlattığım bu masallardan ibaretmiş meğer… Belki de bu yüzden anlamadı onu nasıl delicesine, masum bir aşkla sevdiğimi. Bu topraklarda soluk alan, sevmeyi, sahip olmakla karıştıran, bir kadının kalbini kazanmak için bilek gücünü değil, yüreğini öne sürmesi gerektiğini asla anlamayan tüm adamlar gibi.

Baba, yaşanamayan tüm aşklar gibi; görkemli, dokunulmaz bir hatıra… Yürekteki derin sızı, ruhumuzdaki isyanın tiz sesi. Babaların bir günü var memlekette, evladının bir damla gözyaşıyla dünyayı yakacak babaların günü; kutlu olsun. Peki ya kızının gözlerindeki hayal kırıklığının nedeni olan babaların da günü gelecek mi? Birbirimize hesapsız sarıldığımız, merhametle gözlerimizi birbirine batırdığımız bir gün gelecek mi? Ben kutlamamı o güne saklıyorum ve o güzel günlerin hayaline bir çocuk inadıyla inanıyorum.



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
911