Zanka

Prof. Dr. Gazi Özdemir


Prof. Dr. Gazi Özdemir

Önceki köşe yazımda Dünya Öğrencisi Ruh’un, eğitim için Dünya Okuluna gönderilmeden önce Allah namına ilâhî görevlilerle yapmış olduğu ve eğitimi sırasında uyacağına söz verdiği ve mezuniyetini sağlayacak olan 7 konunun ilk beşini açıklamıştım. Bu yazımda da son iki konuya değineceğim.

6) Allah ile yaptığımız ve Dünya yaşamımız sırasında uyacağımıza söz vermiş olduğumuz 6. konu, şeytan'ı daima ve bir numaralı düşmanımız olarak tanıyacağımızdır. Önemi nedeniyle olsa gerek, bu konu birden fazla ayet ile vurgulanmış ve dikkat etmemiz istenmiştir.

Yasin-60. Ve Allah onlara; "Ey Âdem’in çocukları! Şeytan’ın sizin apaçık düşmanınız olduğu konusunda sizi uyarmış ve ona uymayacağınıza /tapmayacağınıza /kulu olmayacağınıza dair sizinle anlaşma da yapmamış mıydım?",

Taha-115. And olsun ki Biz Adem'i ilk yarattığımızda, şeytanın kendisine düşman olduğunu bildirip tembih etmiş ve uyarılarımıza uyacağına dair de söz /ahit almıştık. Ama Âdem, Allah'a vermiş olduğu bu sözünü sonra unuttu ve şeytanın kandırmasına karşı koyma dirayetini gösteremeyip ona uydu.

Taha-117. Bunun üzerine de "Ya Adem dikkat et! Sana saygı göstermeyip, desteklemeyi de red etmiş olan Şeytan, artık Senin ve eşinin bir numaralı düşmanınızdır.  

Aynı konuya ayrıca Fatır-6, Zuhruf-62, Kehf-50 ve Bakara-208. ayetlerde de değinilmiştir.

Fatır-6. Şüpheniz de olmasın ki şeytan, sizin apık düşmanınızdır, siz de ona düşman olun. Çünkü şeytan, kandırıp ona uyanları, sadece Cehennem halkı olmaya yönlendirir.  

Zuhruf-62. Sakın saptırıcı olan şeytan sizi de şaşırtmasın. Çünkü şeytan, sizi kandırmak için uğraşan apaçık bir düşmanınızdır.

Kehf-50. Hani Biz Meleklere, "Âdem’e secde edin" demiştik. Aralarından ve Cin ümmetinin temsilcisi olan İblis dı­şında, tüm Melekler Allah’ın emrine uyup Âdem’e secde etmişler /saygı göstermişler ve ona yardımcı olmayı kabullenmişlerdi. Böyle olduğu halde şimdi siz Beni bırakıp, İblis'i ve onun zürriyetini /soyundan olan şeytanı mı dostlar /evliya /veliler edineceksiniz? Hâlbuki onlar sizin düşmanlarınızdır. Zalimlerin /nankörlerin onlara uymaları ne kötü bir tercihtir bir bilseniz!

Bakara-208. Ey şirk koşmadan tek Allah’a iman etmiş toplumlar! Hep beraber barış içinde olun. Sizi düşmanlarmış gibi birbirinize düşürmek için uğraşan şeytanın peşinden gitmeyin, çünkü sizin apaçık düşmanınız odur.

       Cin neslinden olan İblis'in, daha sonra da yine Cinlerden olup, hastalanarak ona uydukları için şeytan diye tanımlananların, Âdem’den başlamak üzere biz beşerlere /insanlara yardım ve destek olmamasına göz yumulmuş demektir.

       İblis’in bu red edişinde, Allah'ın tek ilahlığına karşı çıkış değil, Âdem’e karşı kibirlenme ve onu önemsememe reaksiyonu var.

       Ancak bunların bizi kandırmalarına müsaade etmekle Dünya eğitimimiz bir nevi zorlaştırılmış gibi görünüyor. Fakat ayrıntıya baktığımızda, bize torpil bile yapılmış olduğunu düşünüyorum. Çünkü şeytanın doğrudan bize zarar veremeyeceği, iman edenlere yaklaştırılmayacağı, engelleneceği ve ancak olumsuz bir nefsi kullanmaya niyetlenmeye başlayana, bu nefsini benimsetme fısıltıları göndermeye başlayabileceği belirtilmiştir.

       Üstüne üstlük, yine bir torpil demek olan ayrıca zaman zaman vahiy kitapları ile doğru ve Dünya okulundan mezun olmamızı sağlayacak yolun kurallarını açıklayan Peygamberler gönderilmiş ve her birimize yol gösterici ilhamlar verip duracak birer Rehber /Saik Melek de görevlendirilmiştir.

Bakara-38. Hepinizin Cennet'ten çıkarılıp Dünya'ya gönderilmenizi söyledik ama, zaman zaman Benim buyruklarımı size anlatan yol gösterici elçiler gelecektir. Göndereceğim bu yol göstericilere uyanlar ve bildirdiklerimi kabul edenler için bir korku olmayacak ve onlar üzülmeyeceklerdir.

Hicr- 42. Dolayısıyla sen sadece yanlış yolu isteyenler ve doğru yoldan sapmış olanlarla uğraşacaksın. Zaten sadece Bana içtenlikle ibad edenlere /kulluk edenlere karşı bir gücün olmayacak ve ancak sana uygun olacak sapkınlara /şaşırmışlara gücün yetecektir. Dolayısıyla da bir nevi olumsuzlukları nedeniyle seni çağırmış gibi olacak insanlara gidecek ve daha da ileri gitsinler diye kandırabilecek, çağırmadıkça da saptıramayacaksın.

       Dolayısıyla şeytan, beşere /insana, bir nevi ancak olumsuz bir nefsi uyanınca, yani sadece  çağırılınca gelebilmektedir. Bu çağırmayı, bir hastahane odasında yatmakta olan bir hastanın acil bir ihtiyacında acil çağırma düğmesine basmasında, odanın kapısının üstünde veya hemşire odasında bulunan ve hastanın bulunduğu odanın numarasını da gösteren bir lambanın yanması ve bu lambayı gören hemşire veya doktorun hastanın odasına yönelip acil müdahalelerini yapmalarına benzetiyorum. Kişinin nefsine uyup niyetlenmiş olduğu işi yapması yönünde olan fısıltıları Şeytanın ancak bu niyette sonra başlattığı Nisa-119-122 nci ayetlerde vurgulanmıştır. Ona uyan kişi ise A'raf-30. ayette, artık şeytanı veli /dost edinmiş olarak tanımlanmaktadır

Nisa-120. Ey insanlar! Şeytan, nefslerini olumsuzluğa yöneltmeye niyetlenen insanlara musallat olur ve onlara boş vaatlerde bulunur, ümitlendirir. Gerçekte ise şeytanın insanlara vaad ettikleri, sadece kandırma amaçlıdır, başka bir şey değil. 121. Şunu da iyice bilin ki, Allah’ın rızasını ve bildirdiği gerçekleri inkâr ederek /yok sayarak şeytanın kandırıcı telkinlerine /fısıltılarına uyanların varacakları yer Cehen­nem'dir. Oradan kaçıp kurtulmaları da mümkün olmayacaktır. 122. İçinizden şeytana değil de, Allah'ın sözüne uyup iman edenler ve salih ameller /faydalı işler  gerçekleştiren­ler, içlerinde nehirler akan Cennet'lere yerleştirilecekler ve orada sürelerce kalacaklardır. Şunu iyice bilin ki, Allah'ın vaadi gerçektir ve kesindir. Zaten Allah'tan başka sonunuz hakkında kesin doğru sözü kim söyleyebilir ki?

A'raf-30. Bu gerçeklere inanmayıp, doğru yolun gereklerini red edip olumsuzluk yolunda direnen kimseleri de yanlış yola yöneltir. Çünkü bunlar, Allah'ın yanında artık şeytanları veliler /dostlar /evliya edinmişlerdir. Gerçekte ise bunlar, kendilerini doğru yolda zannedip dururlar.

       7) Dikkat edersek, salih /olumlu veya salih olmayan olumsuz amellerimizi /işlerimizi başlatanlar veya engelleyenler nefslerimiz olmaktadır.

       Dolayısıyla da Allah ile öğrenci Ruh'umuzun yaptığı ve Dünya yaşamında uyacağına söz verdiği ve şimdiye kadar belirttiğim 6 konuya göre olacak yaşantımızda bir nevi başarılı olacağımız derslerimiz de nefsler olmaktadır.

       Kur'an'ı yavaş yavaş okurken de, bu görüşüme uygun olmak üzere Tekviyr-14, Kaf-19-21, Taha-15, Mümin-17 ve Kıyamet-14. ayetlerle, Dünya eğitiminin, Nefs dersleri temelli olduğu ve yaşadığımız sürece, sürekli olarak da bu nefslerimizden hesaba çekilmekte olduğumuz, puanlandırıldığımız ve son olarak da ölür ölmez bireysel mahşer ve en son olarak Dünya’nın jeolojik yıkımı ve yeniden yapılandırılması olan Kıyamet ve büyük Mahşer'de daha hassas bir şekilde hesaba çekileceğimiz bilgisine ulaştım.

Tekviyr-14. İşte bu hesap gününde her nefs, Dünyada ne yapıp ettiğini ve bu amelleri ile ne kazanmış olduğunu bilecektir.

Kaf-19. Nihayet kişi, ölüm öncesi şaşkın /bilinç bulanıklığı haline geldiğinde, tüm amellerini gerçekleştirmesini kararlaştırmış olan nefslerinin ne durumda olduğunu düşünmeye başlayacak ve daha da önemlisi bu konuda hesap vereceğini hatırlayacaktır. Ancak bu sırada hatırlayıp düşündüğü gerçekler, yaşamı sırasında önemsemediği ve boş vermiş olduğu şeylerdir ve artık iş işten geçmiştir. 20. Ey insanlar! Şüpheniz olmasın ki, sura üflenecek ve vaad edilen gün kesinlikle gelecektir. 21. Ve nefsler o gün, yanında, dünya hayatında saiki /yol göstericisi /rehberi /yönlendiricisi olan Rehber Melek ve nefsin bütün amellerine şahit olan diğer görevli melekler hep birlikte Allah’ın huzurunda olacaklardır.

Taha-15. "Herkesi uyar, çünkü hesap saati /kıyamet anı mutlaka gerçekleşecektir. Ve bütün nefslerin yaptıklarının karşılığı olan cezalarını vermeye karar vereceğim zamana kadar onu gizleyeceğim ve onun saatini hiç bilmeyeceksiniz".

Mümin-17. O gün, her kişiye nefslerinin kazanmış olduğunun karşılığı değerlendirilir ve kesinlikle haksız­lık yapılmaz. Şüpheniz olmasın ki Allah, hesabı çabuk ve adaletle değerlendirendir.

Kıyamet-14. Yine o gün öğrenci Ruh, bütün gerçekleri öğrenmiş olacağı için, artık kendi nefsinin puan durumunu kendisi de görebilecek.

       Demek ki, yine öğrenci Ruh kısmımızın hafızasına hem olumlu, hem de olumsuz Nefsler, birer ders olarak yüklenmiş ve bunlardan geçer not almamız istenmiştir. Bizler de böylece nefslerimiz ile ilgili Allah ile 7 nci konu olarak anlaşma yapmış ve başarılı olmak üzere çaba içinde olacağımıza dair söz vermiş oluyoruz.

       Nefsler, olumlu olanlar ve olumsuzlar diye 2 grup halinde yüklenmiş bulunmaktadır. Olumlu nefslerle ilgili Fatiha-6 ncı ayet ile "Sıratan Müstakiym" şeklinde "İtidal /orta yol vurgulanmış ve tefrit /ihmal aşırılığı veya ifrat /fazlalık yönünden aşırı kullanmaları başarısızlık olarak vurgulanmıştır. Çünkü orta yolda oluş pozitif enerji, tefrit ve ifrat ise negatif enerji yüklenme demektir.

Furkan-43. Ya Muhammed! Hevesini /nefsini tutku haline getiren ve onu kendisi için ilah gibi vazgeçilmez yapanı da gördün mü nasıl doğru yoldan çıkmış?

Taha-81. Size verdiğimiz rızkların haram karışmamış /temiz olanlarından yiyin ve bu konuda aşırılığa gidip israf yapmayın ve şımarmayın

       Elest-i Bezmi denilen makamda Olumlu nefslerimizin tefrit ve ifrat yönlerini öldürme yanında, olumsuz nefslerimizi ise tamamen öldürmek üzere söz vermişiz ve bu konu da Enbiya-35, Ankebud-57, Bakara-54 ve Haşr-9. ayetlerde açıkça belirtilmiştir.

Enbiya-35. Her nefs mutlaka ölümü tadacaktır. Biz sizi, birer fitne olarak iyi (hayr) veya kötü (şer) olaylarla sınayarak değerlendireceğiz /puan-not vereceğiz ve en sonunda da hesap vermek üzere dönüşünüz tek Allah, tek din ve tek insan nesli gerçeklerini görmek üzere Bize olacaktır.

Ankebud-57. Şunu da bilin ki, her nefs kesinlikle de ölümü tadacak ve sonunda hesap vermek üzere bizim huzurumuza getirileceksiniz.

Bakara-54…… Gerçek ve tek ilahınız olan Allah’tan af dileyip tövbe edin ve olumsuz nefslerinizi öldürün. Böyle davranmanız, yaratıcınız katında, sizin için daha hayırlıdır.

“İfrat, olumlu da olsa bir nefsin aşırı derecede kullanılması (yemek, içmek, cinsiyet, sevinme, üzülme, dinlenme, ibad etme, kazanç, başarı hırsı, mal, çocuk, yalan, vs), tefrit ise yine olumlu bir nefsin hiç kullanılmaması /kişinin kendini bu nefsten mahrum etmesidir  (müzik, sanat, cinsiyet, yemek, dinlenmek, gezmek, öğrenmek vs). Olumsuz nefsleri (kin, kıskançlık, yalan söylemek, başkasını çekiştirmek, iftira atmak, hırsızlık, haksız kazanç /hak gaspı, küsmek, kızmak, alınmak, saldırmak vs'yi) sıfırlamak ise “Bütün nefsler ölümü tadacaktır” şeklinde ifade edilmiştir. Ki Dünya okulundan mezun olabilme de bunu başarmaya bağlıdır diye düşünüyorum. Olumsuz nefsler, öğrenci Ruh’un  aşırı derecede negatif enerji yüklenmesine sebep olan nefslerdir.

Kaf-18. Böylece de insanın içinde oluşan herhangi bir düşünce /nefs uyanması, hemen zıddını da uyandırmakta, bunlardan ağır basanın etkisi sonucu ve özgür iradesi ile de kararlarını vermektedir.

Kaf-18, meallerde “kaydedici iki melek” olarak tercüme edilmiştir. Halbuki Kaf-16 ncı ayette belirtildiği gibi insanda şah damarından daha yakın olan bir güç var ve ilahi haberleşme dili de düşünce enerjisi olduğuna göre, demek ki kayıtlama işlemi, arştaki ilahi kayıt ve idare merkezindeki  görevli Melek veya Melekler tarafından doğrudan bu nefslerle ilgili olan düşünce enerjisinin kaydı şeklinde yapılmaktadır. Zaten nefslerimiz sürekli düşünce enerjisi ürettiklerinden, beynimiz bir nevi birer yayın organı görevi de görmektedir. Böylece de olumlu nefslerimizin itidal düzeyine /orta düzeye /sıratın müstakim düzeyine gelip gelmedikleri, yani nefslerimize hakim olmamız, onların esiri olmaktan kurtulmamız, olumsuzları ise tamamen öldürme çabalarımız sürekli izlenmiş olmaktadır. Çünkü Dünya eğitimi ile insandan istenen, açıklamış olduğum gibi olumsuz nefslerini öldürmesi, olumluları ise terbiye etmesi, yani itidal düzeyine getirmeyi başarmasıdır. Meleke kelimesi “özellik, yetenek” anlamında olup, nefsler de çift meleke şeklindedirler. İyi-kötü, yavaş-hızlı, cömert-cimri gibi. İşte her insanda iki melek var dediğimizin asıl gerçek anlamı budur diye düşünüyorum. Yani düşüncelerimizin enerjileri şeklinde kendi durumları hakkında sürekli kayıt sinyalleri gönderen ikili melekler nefslerimizdir diyorum.

       Asırlardır "Her nefs ölümü tadacaktır" ifadesi sadece "Her beşer /insan ölümü tadacaktır" şeklinde ve sanki bilinmeyen bir açıklamaymış gibi tercüme edilmiştir. Hâlbuki böyle bir tercüme, Kur'an'ın ancak yol gösterici bilgiye yer verdiği gerçeğine ve Dünya okulu eğitim derslerimiz olan nefslerin öleceği, yani bunları öldürerek iyi not almamızın istendiği mesajına ters düşmektedir.

       Nefs derslerinden başarılı olmamız için güçlü bir iradeye sahip olmamız gerekmektedir. Bu nedenle de Kur'an'da bildirilen ve bunlara göre olumlu /salih işler yapmamız istenen 440 sayıdaki muhkem /değişmez ana kuralların temel hedefi, böylesi güçlü bir iradeye kavuşabilmektir. Çünkü bizi başarılı kılacak ancak güçlü bir irade olacaktır.

Yusuf-53 ncü ayette belirtildiği gibi "Nefs, Allah'ın rahmeti olmazsa aşırı bir şekilde kötülüğe meyillidir". İşte bunu engellemek, ancak güçlü bir irade gerektirmekte olduğundan, Dünya okulunda Ruhların eğitimindeki temel hedeflerden biri bu olmaktadır. Bu nedenle de zaten, Dünya öğrencisi olan Ruh /İns, nefslerinden hesaba çekilecektir. Zaten hesap günü, hesaba çekilecek olanın nefsler olacağı Tekviyr-14, Fecr-27 ve Kıyamet-14 ncü ayetlerde belirtilmiştir.

Yusuf-53. "Olay sırasında bir şey yapmadığım halde sadece niyet düzeyinde de olsa nefsime hakim olamadığım için suçsuz olmadığımı söylemiyorum. Çünkü insan nefsi, Allah’ın rahmeti olmazsa aşırı bir şekilde kö­tülüğe meyillidir. Kuşkusuz benim Rabbim çok bağış­layandır, çok acıyandır" dedi.

Tekviyr-14. İşte bu hesap gününde her nefs, dünyada ne yapıp ettiğini ve bu amelleri ile ne kazanmış ve ahret için ne hazırlamış olduğunu bilecektir.

Kıyamet-14 için bk.

İnsanlar, yaşam biçimlerini ve davranışlarını, olumlu veya olumsuz nefslerle gerçekleştirmektedirler. Dolayısıyla mahşer günü hesaba çekilecek olanlar vücudumuz değil, nefslerimiz olacaktır. Atalarımızın belirttiği gibi "Ölmeden önce ölmek" işte bu nefsleri öldürmeyi başarabilmek olmaktadır. Öğrenci Ruhlar /İns'ler ve Cin'ler, eğer yaşam fırsatları sırasında bunları öğrenmez ve uygulamayı başaramazlar ve Allah ile yaptıkları anlaşmada nefsler dışında söz verdikleri diğer 6 maddesini benimsemeyi de başaramazlarsa, mahşer toplantısında bu konularla ve ilahi sistemle ilgili gerçekleri öğreneceklerdir. Tevbe-126 ncı ayette belirtildiği gibi, her beşer yılda 1-2 ciddi sınava tabi tutulmaktadır ve demek ki bu sınavlar hayr veya şerlerle olmaktadır. Olumlu nefslere uygun olan olay hayr, olumsuz nefse uygun olan olay ise şer olay demektir diyebiliriz.

 Tövbe-126. Nasıl da her sene, sınav olmak üzere bir veya iki defa ciddi belalarla kar­şılaştıklarını görmüyorlar mı? Buna rağmen de ne tövbe ediyorlar, ne de tek Allah’ı anmaya dönüyorlar.

Şeytan, olumlu nefslerimizi tefrit veya ifrat yönünden kullanmamızı ve olumsuz nefslerimizin uyanmasını kullanır ve bu durumdaki insanlara musallat olup bu yönlerde karar almamızı fısıldar.

Nisa-120. Ey insanlar! Şeytan, nefslerini olumsuzluğa yöneltmeye niyetlenen insanlara musallat olur ve onlara boş vaatlerde bulunur, ümitlendirir. Gerçekte ise şeytanın insanlara vaad ettikleri, sadece kandırma amaçlıdır, başka bir şey değil.

Haşr-9. Hicretten önce yine imanları nedeniyle Mek­ke'den Medine’ye göç etmiş olanlar, kendilerinden sonra göç etmiş olanları içtenlikle benimserler ve onlara mallarından cömertçe verirler ve içlerinde herhangi bir sıkıntı hissetmezler. Hatta kendileri ihtiyaç içinde olsalar bile, onların ihtiyaçlarını gidermeyi daha ön planda tutarlar. İşte bunlar gibi, her kim olumsuz bir nefsinin kışkırtmasından korunmuşsa, artık iflah etmiş olanlardan demektir.

Peygamberler ile de anlaşma

Allah ile yaptığımız 7 konulu anlaşmayı beşer olarak doğduğumuz andan itibaren unutuyoruz. Bu nedenle de bu anlaşmayı hatırlatmak üzere Peygamberler aracılığı ile zaman zaman önceleri sahifeler, daha sonra Tevrat ile başlamak üzere Zebur, İncil ve son kitap halinde Kur'an gönderilmiştir demiştik. Din denilen Muhkem /değişmez ana kuralların olduğu kitaplarla bildirilen, dolayısıyla anlayıp öğrenmemiz gereken kuralları bize tebliğ eden peygamberler için " 'Abduhu ve Resuluhu" yanında ayrıca “Resul ve Nebi” tanımlaması da yapılmıştır. Resul, Allah'ın aracı olarak görevlendirilen elçisidir. Nebi ise kendisine vahiy yolu ile tebliğ edilen bilgileri beşerlere /insanlara bildiren ve anlatan kişidir. Her iki kelime de Peygamber demektir. Bu peygamberler insan olduklarına göre, bunların da diğer bütün insanlar /beşerler gibi Allah ile bu 7 konuda anlaşma yaptıklarını kabul edebiliriz. Ancak bütün insanların /beşerlerin, İns /öğrenci Ruhları ile 7 maddelik anlaşma yapılır ve hafızalarına bu maddeler yüklenirken, farklı olarak peygamberlerle 2 madde fazlası ile anlaşma yapıldığı yine ayetlerle belirtilmiştir. Dolayısıyla görevlendirilen bütün Peygamberlerle 8. konu olarak, "Peygamberlik Görevini yerine getireceği" ve 9. olarak da "Kendisinden sonraki peygamberin geleceğine ilişkin hazırlık bilgisi vereceği" anlaşması yapılmış ve Dünya yaşamı sırasında bunlara uyacağı sözü de alınmıştır.

Al-i İmran-81. Kaldı ki Allah, elçilik görevi ile Dünyaya gönderirken nebilerle: “Size kitap ve hikmet vereceğim. Sizden sonra da, size verdiklerimi tasdik etmek üzere yerinize görevlendireceğim yeni bir elçi /resul olacağını kabul edecek ve onu desteklemek üzere onun hakkında ön bilgiler vermeyi ve onun da geleceğini haber vermeyi kabul ediyor ve bu söz­leşmeyi yerine getireceğinize söz veriyor musunuz?" şeklinde bir anlaşma /misak yapmıştı.

Maide-67. Ey peygamber! Rabbinden Sana indirileni tebliğ et. Bunu yapmazsan Allah'ın Sana verdiği elçilik /risalet /peygamberlik görevini yapmamış olursun.

       Bütün Peygamberlerden 9 konuda anlaşma yapılır ve söz alınırken, Hz. Muhammed ile ise, son Peygamber olması nedeniyle diğer peygamberlerden farklı olarak sadece "görevini en iyi şekilde yerine getirme" maddesi fazlası ile, yani 8 konulu anlaşma yapılmıştır. Dolayısıyla gerek peygamberlerin ve gerekse bütün insanların Dünya okulundaki eğitim ve sınavlarının hedefi, bu anlaşmanın konuları temelinde “Tekâmül etmenin /başarılı olmanın Basmaklarını” gerçekleştirmektir.

       Yukarıda, Allah ile yapılmış olan bu anlaşmanın maddelerinin ne olduğunun hatırlanması için, İslâm dininin anayasası ve temel ders kitabı olan Kur'an'ın anlayarak ve düşüne düşüne okunması ile öğrenilmesi temel görevimiz olmalıdır açıklamasında bulunmuştuk. Ki böylece Dünya Okulundan başarı diploması alabilelim. Buna göre de ilk basamak olarak Kur'an'ın, cinsel ergenlik çağından başlamak üzere anlaşılacak ve üzerinde düşünülüp öğrenmeyi sağlayacak olan ana dilde okunmaya başlanması gerekmektedir. Kur'an'daki muhkem /değişmez ana kuralları öğrenmenin önemi, birçok defa ve tekrar ede ede vurgulanmıştır. İnşallah, biz beşerler /insanlar, Allah'ın bu uyarısına uyacağız.

       Bu duruma göre Allah, bizim aslımız olan Dünya Okulunun öğrencisi Ruh'umuzla /İns ile bir alış-veriş işlemi gerçekleştirmiş olmaktadır. Bunun böyle olduğuna zaten Saff-10-11 ve 12. ayetlerinde açıkça değinilmiştir

Saff-10. Ey iman edenler! Sizi şiddetli bir azaptan kurtara­cak, kârlı bir ticaretin yolunu size göstereyim mi? 11. Allah'a ve buyruklarını bildiren elçisine iman edin, Allah yolunda canınız ve malınızla mücadele /cihad içinde olun. Bir bilseniz bunlar sizin için ne kadar hayırlıdır! 12. Çünkü bunlara uyarsanız, Allah sizin günahlarınızı bağış­lar ve sizi içinden ırmaklar akan Cennet'lere ve Adn Cennet'lerin­deki rahat edeceğiniz mekânlara yerleştirir. İşte en büyük kurtuluş budur.

İşte bu alıverişten Cennet’i hak etmek üzere tekâmül etme sürecinin başarılabilmesinin ancak Muhsin veya Mümin veya İnsan-ı Kâmillik aşamalarının birinde olmak ile mümkün olabileceğini düşünüyorum. Bu konunun ayrıntıları için “İnsan-ı Kâmilliğe ulaşmak 5 basamaklıdır” bölümüne bakınız.

Dünya öğrencisi Ruh, bu anlaşmadan önce veya sonra, yine ilâhî görevlilerle birlikte Dünya’da hangi ülkede, hangi şehirde, hangi ailede, hangi cinsiyette, hangi vücut özelliklerinde ve hangi nefs dersleri ile doğacağının planlamasını yapıyorlar. Ayrıca doğduktan sonra olacak yaşamının ana hatlarını, fakat çok seçenekli olarak taslak halinde hazırlıyorlar diye düşünüyorum. Tabi gerçeği Allah bilir.

NOT- NÖVAK Vakfımızın kitaplarının gelirleri ile Eskişehir Tıp Öğrencilerine burs veriyoruz. Özel günlerinizde kitaplardan alır veya hediye ederseniz bize destek olur ve öğrenci sayımız artar: "DİN VE BEYİN", "SON DAVET KUR'AN Tercümesi", "KUR’AN KADINI KORUYOR", "OKU! Konularına göre Kur'an ayetleri", "KUR'AN'IN KULU KÖLESİ MEVLANA", “TEVRAT VE İNCİL’DE ÖNCEKİ İSLAM”, “KUR’AN VE SON İSLAM” ve “ALLAH İLE ANLAŞMAMIZ VAR”

 

 

 



Bu içeriğe emoji ile tepki ver
1